Dostlarım, Ulu Çınarımı. Babamı Kayıp Ettim 07.04.2021


Dostlarım yakınlarını kayıp ettiklerinde
Bunu öğrendiğimde

Dostumun acısını yüreğimden his ettiğimden dolayı
Yazdığım mesajlar biraz uzun oluyordu.

Şimdi ise;
Ulu Çınarımı
Babam
Beni bırakıp gitti


Onun da arkasından bir şeyler yazmak istiyorum

Ama
Kelimeleri yanlış yazıyorum
Cümleleri yanlış kuruyorum

Ne yazabilir ki
Ulu Çınarımın hakkında

Bana arkadaşlarım hikaye anlatıcı demeye başladılar

O zaman bende
Babamın hikayesinden bir kesiti anlatarak sizinle 
İzin verirseniz paylaşmak istiyorum

1923 yılı bir kış ayında köyde
Köyün yaşlı kadınları Asiye nenemin doğumu için başındalar

Asiye nenemin ilk çoçuğunu doğuruyor
Doğumdan sonra kanaması durmamış

Oğlunu emziremeden vefat ediyor
Bu babamın dünyaya geldiğindeki 
İlk olumsuzluk sürecinin başlangıcı

0 zaman kasabalarda doktor yok 
Yalnızca şehirlerde bir veya iki doktor var

Köylerde ebe yok
Köyün ihtiyar kadınları ebelik görevini yapıyor

Teyzesi yanına alıyor büyütmeye başlıyor

Babası (dedem) çalışmaya gurbette gidiyor
Ondan köyden çıktıktan sonra kimse haber alamıyor


Babamın dayıları ile konuşmam da

O tarihlerde (1924) verem vs gibi hastalıklar çok olduğundan
Deden muhakkak gurbette hastalığa yakalandı

Sahipsiz olarak da vefat etmiştir

Yoksa Deden gurbette köye ailesine para göndermek için gitmiş idi

O Ailesine ve yakınlarına düşkün birisiydi derdi


Babam da 1940 lı yıllarda
Adana _ İstanbul arasında kamyonuculuk yapan

Uzaktan akrabası olan 
Halil ağanın yanında muavin olarak

Çalışmaya başlıyor
Halil ağa, babamı o kadar seviyor ki


Bak Sait sen öksüzsün
Sen dürüstsün

Senin gözün kara, kimseden korkmayan birisin
Gel sen benim kardeşim ol

Ben de senin abin olayım diyor
O günden sonra Halil ağa, Halil abi oluyor

Biz hep onu öz amcamız olarak bilir idik


Babamı evlendirelim diyor
Babam da tamam diyor da

Babam da nüfus kağıdı yok
Evlenmesi için nüfus kağıdı lazım

Amcan nüfus ta tanıdıkları varmış
Onun yanına götürüyor nüfus kağıdı çıkarmak için

Babama muhtar olan dayısının (eski yazı ile yazılmış) verdiği bir not var

Eğer bir gün nüfus kağıdı çıkarmak istersen 
Memura bu kağıdı verirsin demiş

Her şeyini kayıp et 
Ama bu kağıdı asla kayıp etme demiş

(O zamanlar eğer evlenmek için resmi nikah yaptırmayacaksan 
Nüfus cüzdanı çıkarmaya gerek yok

Ayrıca da askerliğe de gitmeden kurtuluyorsun

Vatan sevgisizliğinden değil
Köylerdeki işlere ırgat lazım 

En iyi ırgat da kendi oğulları oluyor
Hele baba yoksa veya hasta ise)

Nüfus memuru kağıda bir bakıyor
Halil ağa diyor

Eğer tarih kayıt eder isem asker kaçağı olur

Hemi cezası var ve 
Hem de şimdi jandarmayı arayıp bunu aldırmam lazım demiş

Amcam da sen bize ceza gelmeden nasıl yapacaksan yap demiş

Ceza almadan askerlik için 1930 yazılması lazım
O da 1930 yazmış

Hemen askerlik şubesine gitsin
Yoklamasını yaptırsın da
Bu ay onu askere alırlar demiş


Memur beyin dediğini yapmışlar
Askerlik şubesine gitmiş
Onlarda bir ay sonra asker çağırmışlar

Babam Koreye gitmeden “Koreli” oluyor

Askerliğini Kahramanmaraş da yaparken
Bir gün Alay komutanı alayı acil iştimaya çağırıyor


Erler, subaylar sıraya giriyorlar
Babamın o zaman ki insan boy ile biraz uzun olduğundan en ön sıradaymış

Albay konuşmaya başlıyor

Hükümetimiz
Komünistlerden Koreli kardeşlerimiz kurtarmak için asker gönderme kararı almıştır


Bunun için Türkiye deki tüm alaylardan kura ile asker seçilecek
Bunlar Koreli kardeşlerimizi kurtarma şerefine erecekler der

O Zaman baba en önden 1 adım öne çıkar

Tekmil verir
Ben gönüllü gitmek istiyorum der


Albay
Evlattım
Kura da çıkarsan gidersin
Emirde gönüllülük yok kura var demiş

Babam ise konuşmasına devam ediyor

Komutanım;
Benim annemi doğum sırasında babamı ise 
1 yaşımda kayıp ettim

Anlayacağız öksüzüm


Buradaki çoğu arkadaşım evli ve çocukları var
(1940 yıllar da evlenme yaşı 13-17 arası)

Anaları var babaları var
Onlar giderse onları bekleyenler üzülür

Ben gider isem üzülecek kimsem yok 
Ben gitmek istiyorum diyor

Albay alının dan öpüyor
Okuması yazması olmayan baba da terfi veriyor onbaşı yapıyor

Koğuşta ve kantinde herkes babamı tebrik ediyor
Ve Koreli  (Sait i unutuyorlar) demeye başlıyorlar

(Sonradan tüm Kore’ye gidip gelenler her kese koreli derlerdi _ Bunu babam gitmeden arkadaşlarından almış oldu)


Bir günlük çadır keyfi için yararlanması

Kore de kullanılan tüm askeri araç ve silahlar Abd tarafından karşılanıyor

Her şey haddinden fazlası var
Ama
Bizim komutanlar neye hikmetse

Öldürülen düşmanın silahını getiren her kişiye 
Düşman silah başına 1 gün cepheye gitmeme izni veriyorlarmış

Siper kanal şeklinde çalıların arasında toprakların içinde 
Hele bir de yağmur yağdığında her taraf çamur oluyormuş

Bir çatışma esnasında
Babam ve arkadaşı Ahmet düşmanı saf dışı yapıyorlar
Çünkü oradan hiç silah sesi gelmiyormuş artık

Babam ben gideyim şunların tüfeklerin alayımda
Bir gün çadır da keyif yaparız Ahmet’im diyor


Ahmet;
Koreli gitme vurulursun diyor
Ama babam gidiyor

8 silah buluyor babam diyor ki
4 sini benim için, 4 de Ahmet için
Sevinçten yerinde duramıyor


Çünkü 2 silahtan fazla olursa çadırda değil

Yakındaki Kore kasabasında izin kullanma hakkı elde ediliyormuş

Kore’ler o kadar açlar ki

Erlere verilen tene kutu içinde verilen erzakları onlara verirsen

Sıcak suda bayanlar onları yıkayıp masaj yapıp ve evinde ağırlıyorlarmış


Tam 4 gün savaştan kurtulup
Tüm askerlerin hayal ettiği bir şeyler yaşayacaklar

8 tane silah ve birde kendi silahı yerde sürünerek geri dönmek çok zorlanıyor ama

Başka çare yok sürünmeye devam ediyor
Anasından emdiği de burnundan geliyor

Ama bir iki tanesini bırakmakta işine gelmiyor

Bakıyor sipere 4 – 5 adım kalıyor
Düşman daha nişan alana kadar ben kendimi sipere atarım diyor

Kalkması ile koşup atlaması bir oluyor

Tam sipere atlar iken yağmur gibi kurşunlar gelmeye başlıyor

Sipere düştüğünde üzerini kontrol ediyor
Hiçbir yaralanma yok görüyor

Sevinç ile Ahmet yanaşıyor
Çadırı bırak köye gideceğiz Ahmet’im diyor

Hemen arkadaşlardan ödünç erzak toplayalım diyerek
Hayalli için plan yapmaya siperde başlıyor

Ahmet, Koreli kolunda kan akıyor diyor

O zaman kadar babam kadınlar ile geçireceği hayali ile 
Kolundan yara aldığının farkında değil

(Çünkü oraya gidip, geri dönmesi ve siper koşup atlaması esnasında vücudu Adrenalinin salgıladığından hiçbir şey his etmemesi normal)

Yararlanması Hayatını Kurtulmasını sağlıyor

Yararlanınca
Abd yaralı askerleri Kore de ilk müdahaleyi yapıyorlar sonra
Uçak ile Japonya daki hastaneye gönderiyorlarmış


Babamda 1,5 ay Japonya tatil yapıyor
Japonlar Türkleri haddinden fazla çok seviyorlarmış?

Ben için hemşireler kavga ediyorlardı
Türk'e ben bakacağım diye


Hayatımın en güzel anlarını orada yaşadım diyor idi.
(Benim için hayal dünyası idi Japonya)

İyileşip taburcu olunca birliğine dönüyor
Ama birliği pusuya düşürülmüş

Subaylar dahil hiç kimse kurtulmamış
Yani babam yararlanmamış olsa idi 
O da şehit düşecekti

Yeni tertip geldiğinden babamı önce tekrar
Japonya oradan gemi ile Türkiye dönüyor

Babamın Hafızası
Bunun ile ilgili bir sürü var ama 2 tanesini yazmak istiyorum

Geçen sene bayramda babam ile sohbet ediyordum

Bana okul arkadaşım Odtü den Makina Mühendisi Ali İhsan Kırvak sordu
Bende iyi dedim


Onun babası, hanımı ve kız adana gelmişler 
Bizde kalmışlar 1979 yılında
Babasının işini, adını hanımın adını ve kızının ismini söyledi

Babam 41 yıl sonra herşeyi hatırlıyor
Hemen teyit etmek için Ali İhsan aradım


Senin ailen Adana gelmiş hatırlıyor musun dedim. 
Yok dedi

Bende isimleri ve işini hanımın ve kızın ismini söyledim
Doğru dedi

Bu sefer Odtü den Sınıf Arkadaşım Mehmet Öğüt gile 
Rahmetli annem ile Nizip e gitmişler
1979 da orada 5 gün kalmışlar


Orada yine Mehmet’in ailesinin tüm fertlerin adların söyledi

Bırak onun misafirliğe gelen 
Dişçi akrabaları varmış onun da adın ve fabrikası olduğunu söyledi

Ben yine teyit için Mehmet Öğüt aradım

Vallah doğru dedi tamam 41 yıl
Bu zaman için hiçbir zaman karşılaşma olmadı

Son Söz
Her zaman Neşeli idi
Her zaman Hayatı gırgır alırdı
Hiç bir şeyi Dert etmez idi

Çok az yemek yerdi

Babam İnşallah seninle olan sohbetlerimi
Bir gün yazma fırsatım olur

Sen Benim Çınarım idin
Gölgen bana yetiyor idi


Ben seni yolcu etmedim
Sen kendin yolcu olmak istedin

Bu sonsuz yolcuğunda

Allah’ım
Mekanın cennet etsin
Hep güler yüzün cennette de gülmeye devam etsin


Güzel İnsan 
Güzel Atına Bindin 
Ve Gittin 

Eğer sana karşı saygıda kusur etmiş isem

Af et BABAM 
Eğer benim sana hakkım geçtiğini bilmiyorum

Ama


Geçmiş ise Helal Olsun
Benim Ulu Çınarım


Tarık Başçıl _ Adana _07.04.2021


Yorumlar

  1. Başınız sağolsun Tarık hocam. Allah mekanını cennet eylesin. Sizlere sabır diliyorum.

    YanıtlaSil
  2. Sevgili Tarık
    Saygıdeğer babanı kaybetmiş olmana çok üzüldüm. O nesilden gidenlerin yeri dolmuyor. Ama hep bizimle ve hatıralarımızla yaşayacaklar.
    Değerli arkadaşım acını paaşıyor babana Tanrıdan rahmet diliyorum. İşığı bol olsun

    YanıtlaSil
  3. Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun babanızın,Tarık Bey..Gittiği yerde hiç görmediği annesine ve babasına kavuşmuştur inşallah 🙏🙏

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bunlara da Bakmak İster misin?

Mutluluğun Resmini Yapabilmek, Nasıl Bir Şey?

Bugün Aziz Nesin (20.12.1915 - 06.07.1995) _ Anmak ve Bay Düdük Kitabından _ Kısa Bir Öykü _ Uçuruma Gidiyoruz

Hayat, Edebiyat, Tarihten 057 Sözler ve Videolar Serisi

Hiç Öpülmedi, Ama Dünyaya Aşkın En Ölümsüz Şarkılarından Birini Armağan Etti _ Consuelo Velazquez

Kuvayi Milliye Destanı ve 30 Ağustos

Kimsenin Çayını İçmeyin Çocuklar

Gün Gelir

Araba Hızlı Giderken Lastik Patlar İse

Sırtım Saraya Dönük Olsun

Dilimize Yerleşmiş 10 İstanbul Deyimi 1