Bir Masal _ Hazinedeki Paslı Teneke _ Öykü ile Masal'ın Farkı Nedir?


Önce Öykü ile masal'ın farkı nediri açıklama ile başlayalım

Masalı
Öykü ve destan gibi türlerden ayıran

En önemli temel özellik ise
Gerçek dışı ögeler içermesi

Anlatılanları gerçeğe benzetme çabası içinde olmamasıdır.

Masallarda olaylar bilinmeyen 
Bir zamanda geçer

Masalımızı çoğumuzun okuduğu 
Aziz Nesin'in "Memleketin Birinde" deki kitabından

Tarık Başçıl  _    11 Ocak 2026

Not: 
Kırmızı yazılı kelime gördüğünüzde tıklar iseniz
Sizi "Vikipedi" e yönlendirir
Onun hakkında daha fazla bilgiye ulaşmış olursunuz

★★★★★★★★★★★
 


Hazinedeki Paslı Teneke

Bir yokmuş, iki yokmuş, üç yokmuş… 
Eski günlerde yeryüzünün bir ülkesinde hiçbişey yokmuş. 

Hiçbişeyi olmayan bir ülkenin bir padişahı varmış. 
Bu padişahın da bir hazinesi varmış. 

Bu hazinede o ulusun en değerli bir emaneti korunurmuş. 
Atalardan kalan bu emanetle o ulus övünürmüş. 

“Hiçbişeyimiz yoksa da, atalarımızdan bize böyle bir emanet kaldı” diye avunurlar

Yoksunluklarını, yoksulluklarını unuturlarmış.
★★★★★★★★★★★


Atalardan kalan emanet, bir kişinin, iki kişinin değil, bütün ulusun olduğundan,. 

Herkes bu değerli emanetten kendine övünme payı çıkarırmış. 
Onun korunmasına canla, başla çalışırlarmış.

Bütün ulusun malı olan emaneti korumak için en uygun yer padişahın hazinesi olduğundan

Bu emanet de hazinede saklı dururmuş. 

Hazineyi, gözlerini kırpmadan silahlı nöbetçiler beklermiş. 

Hazinenin olduğu yerde kuş bile uçurtmazlarmış.

Padişah, sadrazam, vezirler, sarayın bütün ileri gelenleri
Her yılın bir günü

Atalardan kalan kutsal emaneti koruyacaklarına namusları üzerine yemin ederlermiş.

★★★★★★★★★★★

Gel zaman git zaman
Günlerden bigün padişahın içine

Ulusun canları, kanları yoluna korudukları 
Bu emanetin ne olduğunu anlamak isteği düşmüş. 

Padişah
Bu emanet kutusunun içindekini görmek için yanıp tutuşurmuş. 

Sonunda bu isteğini yenememiş
Bigün hazine dairesine girmiş. 

Nöbetçiler padişaha da yasak diyecek değiller ya… 

Sarayın hazinesine padişah, sadrazam, vezirler her zaman ellerini kollarını sallayarak özgürce girerler, emanetin yerinde durup durmadığına bakarlarmış. 

Padişah da böyle yapmış. 
Bu emanet, oda oda içinde
Oda oda içinde kırk odadan geçtikten sonra kırkbirinci odanın içinde dururmuş. 

★★★★★★★★★★★



0 odanın içinde de kutu kutu içinde
Kutu kutu içinde, kırkbirinci kutunun içindeymiş.

Padişah kırk odanın kapısını açmış. 
Kırkbirinci odaya girmiş. 

Sonra kırk kutu açmış. 
Kırkbirinci kutuyu açarken heyecandan yüreği küt küt çarpıyormuş. 

“Bunca yıldır koruduğumuz emanet ne ola?” diye 
Büyük bir merak içindeymiş.

Bir de kırkbirinci kutuyu açıp baksın ki
Ne görsün: 

Yeryüzünde o zamana kadar görülmemiş bir mücevher. 
Bir alev gibi yanıp duruyor. 

★★★★★★★★★★★


Altın desen altın değil
Platin desen platin değil
Gümüş hiç değil… 

Padişah kendini tutamamış, içinden
“Atalardan kalan bu kutsal emaneti ben kendime alırım. Benim olur. Kim nereden bilecek?” diye geçirmiş.

Güneşten koparılmış bir parça gibi ışıl ışıl yanan 
utsal emaneti kutusundan çıkarıp, cebine atmış. 

Atmış ama, “Ya benim çaldığım anlaşılırsa…” diye de 
İçine bir korku düşmüş. 

★★★★★★★★★★★

O zaman
“Ben bu pınl pırıl yanan şeyi alır

Onun yerine üstü yakut
Sedef, zümrüt, inci, elmasla süslü bir platin koyarım

Hiç kimse bu emaneti görmediğine göre
Günün birinde kutuyu açarlarsa
Kutsal emanetin çalındığını anlayamazlar…” diye düşünmüş. 

Dediği gibi de yapmış. 

Sonra kırkbir kutuyu içiçe
Onun üstüne de
Kırkbir odanın kapısını da üst üste kilitleyip hazineden çıkmış arna

Yaptığı düzen anlaşılacak diye de ödü kopuyormuş. 

★★★★★★★★★★★


Hiç kimsenin, kutsal emaneti çaldığını anlamaması için
O zamana kadar yılda bir kutsal emanet üzerine ant içilirken

Padişah bu andı yılda ikiye çıkarmış. 
Her yıl iki kez, alanlarda toplanırlar

Padişah da
Başkaları da
Bütün ulus

Atalardan kalan kutsal emaneti kanları ile
Canlan ile koruyacaklarına ant içerlermiş.

Sadrazam kurnaz bir kişiymiş. 
“Eskiden yılda bir kez emaneti korumak için ant içilirken
Şimdi neden padişah bunu ikiye çıkardı?..” diye 

★★★★★★★★★★★


Sadrazamın içine bir kuşku düşmüş. 
“Yıllardan beri koruduğumuz bu emanet ne ola?” diye 

O da bigün hazineye girmiş. 
Kırkbir odadan geçip
Kırkbir kutuyu açıp emaneti görmüş. 

Ne de olsa padişah, dalaveresi çakılmasın diye
Çaldığı emanetin yerine en değerli taşlarla süslü 

Koca bir altın koyduğundan
Bu güzel şey karşısında sadrazam şaşkına dönmüş. 

“Ben bu emaneti alır, yerine üstü renkli, parlak taşlarla süslü bir altın koyarım. 

Nasıl olsa, hiç kimse, emanetin ne olduğunu bilmediğinden, günün birinde kutuyu açarlarsa, kutsal emanetin bu olduğunu sanırlar…” diye düşünmüş. 

★★★★★★★★★★★


Dediği gibi de yapmış. 
Ama içinde, yaptığı iş anlaşılacak diye bir korku olduğundan

Padişahın yılda ikiye çıkardığı ant içme törenini
Yaz, kış ve baharlarda olmak üzere yılda dörde çıkarmış.

Gelgelelim vezirlerden biri kurnaz bir kişiymiş. 
“Şimdiyedek, yılda iki ant içilirken neden dörde çıkarıldı?..” 
diye içine bir kuşku girmiş.

O da, kimseye danışmadan hazineye girebildiğinden
Bigün, hazineye girmiş, kırkbir odadan geçmiş, kırkbir kutuyu açmış. 

Kırkbirinci kutudan çıkan üstü parlak taşlarla süslü altını görünce
Sevinçten gözleri parlamış. 

“Ben bunu alır yerine bir gümüş koyarım. Kim nerden bilecek?..” diye düşünmüş.

★★★★★★★★★★★


Düşündüğü gibi de yapmış. 
Yapmış ama içinde öyle bir korku varmış ki

Hırsızlığı belli olmasın diye
Ulusa kutsal emaneti ne kadar iyi koruduğunu anlatmak için

Yılda dört kez yapılan ant içme törenini 
Her ay yaptırmaya başlamış. 

Ulus, her ay alanlarda toplanıp
Son kişide son damla kan kalana kadar kutsal emaneti koruyacağına ant içermiş.

★★★★★★★★★★★


Saray nazırı kurnaz bir kişiymiş. 
Ant içmenin ayda bire çıkmasından işkillenmiş. 

“Bunda bir iş olacak, bir gidip şu emaneti göreyim…” demiş. 
Kırkbir odadan geçip, kırkbir kutuyu açıp emaneti görmüş. 

Atalardan kalan kutsal emanet o kadar hoşuna gitmiş ki
“Ben bunu alıp yerine bir bakır koysam, kim nereden anlayacak?..” diye düşünmüş.

Düşündüğü gibi de yapmış. 
Yapmış ama 
İçinde hırsızlığı anlaşılacak diye bir korku olduğundan

Emaneti ne kadar titizlikle koruduğunu halka göstermek için ayda bir yapılan ant içme törenini, haftada bire indirmiş.

★★★★★★★★★★★


Gelgelelim
Hazineyi koruyan subaşı, kurnaz bir adammış.

İçinden, “Ne oluyor böyle?.. 
Haftada bir ant içiyoruz! 
Şu kutsal emaneti bir gidip görsem…” demiş. 

O da öbürleri gibi kırkbir odadan geçip
Kırkbir kutuyu açmış. 

Parlak bakın görünce çok sevinmiş. 
“Ben bunu alır, yerine demir koyarım, kim nerden bilecek?..” demiş. 

Dediği gibi de yapmış. 
Ama yaptığı iş, içine sinmediğinden
Emaneti korumakta ne kadar canla başla çalıştığını herkese anlatmak için gösterişe başlamış. 

Her gün, atalardan kalan kutsal emaneti
Ölümü bile göze alarak koruyacağına ant içermiş.

★★★★★★★★★★★



Gel zaman git zaman, ulusun içinden bir kişi çıkmış.

Bütün ulus yıllardan beri atalardan kalan emaneti canımızla, kanımızla koruyacağımıza her gün ant içip duruyoruz. 

Doğrusu bu emaneti hazinede çok iyi saklıyor, koruyoruz. 
Peki ama bu emanet nedir? 

Biz emanetçi değiliz ya… 
Şu odaları, kutuları açalım da

Atalarımızdan kalan kutsal emanetin ne olduğunu
Neyi koruduğumuzu bir öğrenelim!.. demiş.

Bu sözler bomba etkisi yaratmış. 
Başta padişah olmak üzere, emanete hıyanet edenlerin hepsi birden

Hırsızlıkları anlaşılacak korkusuyla
Bu dileği ortaya atan kişinin üstüne çullanmışlar. 

Gerçek emaneti aşırıp onun yerine sırasıyla sahtesini koyanlar
Bu katakulliyi yalnız kendilerinin yaptığını sandıklarından

Birbirlerinin oyununu bilmediklerinden
Hırsızlıkları ortaya çıkacak diye ödleri kopuyormuş. 

★★★★★★★★★★★


“Koruduğumuz emanetin ne olduğunu görelim!..” diyen kişiyi

Vay hain!.. 
Atalarımızdan kalan öyle kutsal, öyle değerli bir emaneti, sen kim olasın da göresin… diyerek

O kişiyi, kutsal emaneti küçümsemek, aşağılamakla suçlandırmışlar. 
Bütün ulusu da kandırdıklarından
Kendileriyle birlik edip, bunu söyleyenin üstüne yürümüşler.

Zavallı az kalsın linç edilecekmiş. 
Sonra padişah
Biz bunu öldüreceksek yasaya uygun öldürelim!.. demiş.

Bu kişiyi öldürmek için önce bir yasa yazıp
Sonra özel bir mahkeme yargısı ile öldürmüşler.

★★★★★★★★★★★



Gelgelelim, öldürmekle iş bitmemiş. 
Çünkü, ölen kişinin sözleri ağızdan ağıza yayılmış. 

O düşünce bir çığ gibi gittikçe büyümüş. 
Günün birinde halkın içinden biri

“Ölümü göze alarak koruduğumuz emanetin ne olduğunu, neden ölümü göze alarak gidip görmeyelim?..” diye düşünmüş. 

Ama kendisinden öncekinin başına gelenleri bildiğinden 
Bu düşüncesini hiç kimseye açmamış. 

Gizlice hazineye girip, kutsal emanete bakmayı kafasına koymuş. 

Ama padişah, sadrazam, vezirler, bütün emanet hırsızları, çaldıkları belli olmasın

Kimse anlamasın diye, atalardan kalan kutsal emaneti

Daha doğrusu onun yerine koydukları şeyi, eskisinden daha sıkı koruyorlarmış. 

İşte bu yüzden de hazineye gizlice girmeyi başaran kişi
Kutsal emaneti alıp, bütün ulusa göstermek için dışarı çıkarken

★★★★★★★★★★★


Hazineyi koruyanların eline düşmüş. 
Adamın elinde, emaneti en son çalanın
Onun yerine koyduğu bir paslı teneke varmış. 

Subaşı, adamın elinde tenekeyi görünce,
-Kutsal emanet bu değil!.. diye bağırmış.

Saray Nazırı,
– Bu değil!.. demiş.

Vezir de,
-Bu değil!.. demiş.

Sonra sırasıyla padişaha kadar hepsi,
-Bu değil, bu değil!.. demişler.

★★★★★★★★★★★



O zaman, elinde paslı tenekeyi tutan adam
Kutsal emanetin bu olmadığım siz nerden biliyorsunuz? 

Bu değilse, ya hangisi?.. diye sormuş.

Bu soruyu oradakilerin hiçbiri yanıtlayamamış. 

Çünkü hepsi de emanetin yerine koydukları şeyin sonradan çalındığını anlamışlar.

Yakalanan kişiyi hemen orada boğdurup işini bitirdikten sonra paslı tenekeyi kutuya koymuşlar. 

★★★★★★★★★★★


Kutu kutu içine kırkbir kutuya
Onu da kırkbir oda içine gizlemişler. 

Ama içleri bitürlü rahat olmadığından
Kutsal emaneti korumak için bir yasa çıkarmışlar. 

Bu yasaya göre
Sabah, öğle, akşam
Günde üç öğün

Bütün ulus, atalardan kalan emaneti koruyacaklarına ant içmek zorundaymış. 

Bu andı içenlerin hiçbiri
Korudukları kutsal emanetin çalına çalına
En sonunda bir paslı teneke olduğunu hiçbir zaman bilememiş.

★★★★★★★★★★★


Blog dan Daha Farklı 
Derlemeye Ulaşmak İçin 

Aşağıdaki Link Adresine
Tıklayabilirsiniz 



Yorumlar

  1. Unutulmaz bir Aziz Nesin masalıdır.
    Yıllar önce okuduğumda
    Aynı düzenin devam ettiğini düşünmüştüm
    (Fransa Halis Demirel)

    YanıtlaSil
  2. Bugünün Türkiye'si için de
    Geçmişin despot rejimleri için de
    Bol mizahlı bol ironili
    Çok sert bir eleştiri masalıdır.
    (Norveç Şule Çavdar)

    YanıtlaSil
  3. Aziz Nesin
    eğilip bükülmeden inandığı doğrular üzerinden taviz vermeden yaşamış yazar.
    (Ankara Yasin Bilgiç)

    YanıtlaSil
  4. Eserleri, okumayı sevmeyen çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmanın iyi bir aracıdır.
    (Ankara Şahin Uslu)

    YanıtlaSil
  5. Türkiye'nin gelmiş geçmiş en büyük mizah yazarı.
    (İzmir Emel İnan)

    YanıtlaSil
  6. Aziz Nesin in
    İran'da kitaplarının Türkiye'den daha çok satıldığı bilinmeli
    (Van Mustafa Keleş)

    YanıtlaSil
  7. Kendimi bildim bileli okuduğum
    Yıllardır okuya okuya bitiremediğim
    Büyük bir yazar
    (İstanbul Jale Yiğit)

    YanıtlaSil
  8. İran da korsan baskıları müthiş satan büyük insan.
    (Van Durmuş Kuru)

    YanıtlaSil
  9. Türkiye'nin Bernard Shaw ıdır.
    Ne yazık ki o hapislerde sürünürken
    Shawın eleştirilerine karşı Churchill'in tek yaptığı şey laf sokmaktır.

    Ha Türkiye'de ne Shaw a
    Ne Aziz Nesine laf sokabilecek kalibrede politikacı olmadığı için
    Daha kolay yol tercih edilmiş
    olabilir.
    (İngiltere Orhan Işık)

    YanıtlaSil
  10. Sözcüklerle insanı gıdıklayabilen yazar
    (Aksaray Tülin Saman)

    YanıtlaSil
  11. Büyük hayallerin peşinde koşan
    Koşturan bir küçük adam.
    Öyle çok, öyle paylaşımcı, öyle de kendine hayran bıraktıran.

    Usanmadan yazdı, çizdi
    Kara çarşaflı anasının kendine bir hatıra fotoğrafı bile yoktu
    Ama cahilliğin babadan oğula miras kalmaması
    Ne güzel bir şanstı hepimiz için.
    (İzmir Batıkan Güney)

    YanıtlaSil
  12. Türkiye'nin kıymetini bilemediği insanlardan bir diğeri.
    (İzmir Alptekin Baran)

    YanıtlaSil
  13. Bu ülkeye fazla gelmiş yazar.
    (Kırıkkale Evrim Bahar)

    YanıtlaSil
  14. Asıl adı Nusret olan ve kitaplarının yayın hakkını alabilmek için
    İnanılmaz savaş verip pes etmeden
    Bunu elde eden fikirlerini korkmadan açıklayıp
    Ne konuştuğunu
    Ne yazdığını bilerek sonuna kadar savunan inanılmaz derecede yüce bir insandı kendisi.
    (Gaziantep ilyas Argın)

    YanıtlaSil
  15. Harp okulu mezunudur.
    Süvari subayı olarak bir dönem görev yapıp sonra ayrılmış.
    (Kütahya Kazım Bölükbaşı)

    YanıtlaSil
  16. Okundukça eğlenilen, öğrenilen
    Beyne giden oksijeni daha verimli kullanılmasını sağlayan yazar.
    (Adana Salih Yalçınkaya)

    YanıtlaSil
  17. Yarım asır önce yazdığı Zübük romanı
    Günümüz Türk siyasetinin bire bir aynısıdır.
    (Amasya Tülin Sarıoğlu)

    YanıtlaSil
  18. Kısa ve komik öyküleriyle kendini okutturan
    Bir dönem mizah anlayışımın gelişimine çok katkısı olduğunu düşündüğüm
    Sadece düşlerini gerçeğe dönüştürmeye çabaladığı için bile
    Saygı duyulabilecek, cesur ve muhteşem bir yazar.
    (Sakarya Yavuz Mert)

    YanıtlaSil
  19. Çağdaş türkiye cumhuriyetinin büyük düşünürüdür.
    Öyle ki teşhisi seneler önce koyan büyük bilgedir.
    (Çanakkale Songül Derya)

    YanıtlaSil
  20. Türk edebiyatının en ünlü isimlerinden biri.
    Romanlarında, günlük hayatın içinden olaylar, rüşvet-iltimas gibi durumlar nükteli bir üslupla anlatılıyor.
    (Muş Hanifi Güzel)

    YanıtlaSil
  21. Roman ve öykülerinden ziyade anılarından etkileniyorum.
    8 yaşında kaybettiği annesinin bir fotoğrafını bulmak ve görmek için
    60 yaşında iken "kalan ömrümü verebilirim" demiştir.
    (Konya Asya Burgun)

    YanıtlaSil
  22. Çoğu kitabını çocuk yaşta okuduğum yazar.
    Hikaye anlatır gibi anlattığı için kafada ampul yanacak yaşta olmamama rağmen severek okudum çoğu kitabını.

    Şimdilerde tekrar okuduğumda ne kadar toplumu yansıtan
    Ne kadar eleştirel ve iğneleyici bir kaleme sahip olduğunun farkına varıyorum.
    Büyük yazar, unutulmaz kalem.

    Toprağı bol olsun.
    (Uşak Selma Bahar)

    YanıtlaSil
  23. Siyasi görüş olarak taban tabana zıt düştüğüm
    Fakat özlemle andığım büyük yazar.
    (Konya Selim Fidan)

    YanıtlaSil
  24. Bu adam sayesinde tabağımda hiç yemek bırakmamayı öğrendim.
    (Trabzon Turgut Kayacan)

    YanıtlaSil
  25. Irak ve Mısır seyahat kitabında
    50 yaşına kadar devlet tarafından pasaport verilmediğinden bahseder.

    50 sinden sonra dünyayı gezebilmiştir.
    68 yaşından sonra tekrar pasaport yasağı konduğundan bahsetmiştir.
    (Gümüşhane Özgür Ulak)

    YanıtlaSil
  26. Hayatını yazmaya ve öğretmeye adamış yazardır.
    Oyunlarının; eleştirel ve mizahi yönü vardır.
    (Malatya Adem Ilgın)

    YanıtlaSil
  27. İsmini her gördüğümde yüzde 60 az be üstat dediğim şahıs.
    (Danimarka Şeref Bilgili)

    YanıtlaSil
  28. 1946 yılında sabahattin ali'yle beraber çıkardıkları "marko paşa" adlı dergi mahkemece kapatılınca "malum paşa" ve "merhum paşa" isimleriyle tekrar basılmaya başlandı.
    (Amasya Osman Demir)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bunlara da Bakmak İster misin?

Mutluluğun Resmini Yapabilmek, Nasıl Bir Şey?

Hiç Öpülmedi, Ama Dünyaya Aşkın En Ölümsüz Şarkılarından Birini Armağan Etti _ Consuelo Velazquez

Parası Yok Ama Cesareti Var _ Mustafa Kemal Atatürk

Camel Sigarası ve Osmanlı Vatandaşı Hacı Ali Devesini Niye Adını ve Resmini Kullandı

Babası Onu Bir Kart Oyununda Kumarda Kaybettiğinde Sekiz Yaşındaydı.

Türkmenlerin, Zayıf Yönlerimizi Tek Tek Anlatmış

Bir Zen Öyküsü _ İtiraz Etmeyin, Sizde Layık Olduğunuz Sistemin İçindesiniz

Cehennem Dedikleri Bu Kadar mı? "Utanmayı Biliyorsan Bu Kadar."

Katma Değer Şey Nedir Bu Kadar Önemli?

Harfleri Nasıl Ortaya Çıktı ? 1 (A dan F Kadar)