Kayıtlar

Sağ Kalma Ön Yargısı (Survivorship Bias) _ II. Dünya Savaşı’nın Seyrini Değiştiren Matematikçi _ Abraham Wald

Resim
Acaba diyorum ; . Hani Başarılı İnsanların Sahneye Çıkıp  . "Başarısızlıklarını mı Anlatmalılar ?"   diye düşünüyorum. . Belki de, başarı fenomenlerinin verdiği tavsiyelere uymak yapabileceğiniz en büyük hatalardan biri olabilir mi? . Zafer yollarında çok fazla insan, çok fazla değişken ve olasılık var.  . Başka insanların yollarını kovalayıp kaybolmaktansa  . Acaba kendi yolunuzu çizip kendi hikayemizi yaşamalıyız ? Bunu niye düşümdüm derseniz Aşağıdaki "Sağ Kalma Ön Yargısı" okuyunca kafamda bu düşünce gelişti. Tarık Başçıl _ 14 Eylül 2021 Tarihteki en popüler Sağ Kalma Ön Yargısı örneklerinden biri İkinci Dünya Savaşı‘na dayanıyor.  II. Dünya Savaşı sırasında, ülkeler savaşta başarılı olabilmek için pek çok matematiksel ve stratejik problemle başa çıkmak zorunda kaldı.  En zorlu görevlerden biri, uçakların düşman ateşi karşısında daha dayanıklı hale getirilmesiydi.  İngiliz ordusu uçaklarının düşürülme oranını azaltmak için bazı bölgelerine zırh kap...

Davulcunun Kazancı Kefen Parası İçin Caiz mi?

Resim
Uzun yıllar önce BURSA'da bir davulcu yaşıyordu. Ramazan gecelerinde sahurda insanları uyandırmak için davul çalan adamcağız Geriye kalan 11 ayda ise düğünlerde, şenliklerde, mitinglerde hünerini sergileyip ekmek parasını kazanıyordu. Aradan yıllar geçti, davulcu yaşlandı Aklına o güne kadar hiç düşünmediği bir soru gelip oturdu; Hayatını ramazan ayları dışında içkili düğünlerde, eğlencelerde de davul çalarak kazanmış, kefen parasını da bu kazandıklarından bir kenara ayırmıştı. Aklını kurcalayan soru işte burada devreye giriyordu: –Acaba bu kefen parası caiz miydi, değil miydi?... Düşündü, taşındı Diyanet İşleri Başkanlığı’na danışmaya karar verdi. Durumu anlatan bir mektup yazıp aynı soruyu sordu Gelen yanıtla başından aşağıya adeta kaynar sular dökülmüştü: - CAİZ DEĞİLDİR !.. Adamcağız büyük bir üzüntü içinde hikayesini dönemin en ünlü yazarlarından Hasan Pulur’a yazdı. Mektubu büyük bir şaşkınlık içinde okuyan Pulur, “Olaylar ve İnsanlar” köşesine taşıyıp, adamcağızın hikayesini...

Hayat, Edebiyat, Tarihten 028 Sözler ve Videolar Serisi

Resim
 

Japonların Uzun ve Mutlu Yaşam Sırrı _ İkigai

Resim
2017 Dünya Mutluluk Raporu’na göre  D ünyanın en uzun ömürlü insanlarının yaşadığı yer olan Japonya’nın Okinawa adası “Ölümsüzler Diyarı” olarak adlandırılıyor Burada 100 yaşını aşmış 400’den fazla insan bulunuyor. Bunun ardında beslenme şekli ve aktif bir sosyal yaşam gibi sebeplerin yatmasının yanı sıra, son zamanlarda adını çok sık duymaya başladığımız “İkigai” adlı yaşam felsefesinin de etkisi büyük. Japon kültürünün dünyada mutluluk peşinde koşan herkese hediye ettiği Ikigai’yi kısaca özetlemek gerekirse “Her sabah yataktan enerjiyle kalmak için bir sebep” diyebiliriz Yani diğer bir deyişle sizi mutlu eden ve sürekli motive kalmanızı sağlayan "Varlığınızın Anlamı”. Japoncada doğrudan dilimize çeviremediğimiz ama uzun ve mutlu bir hayat yaşamamızı sağlayabilecek bir kelime, daha doğrusu felsefe var: İkigai, iki ayrı kelimeden oluşuyor. İki: Yaşam Gai: Değer ya da önem Japonya'da özellikle büyükşehirlerde çalışanlar için iş günü genellikle oldukça stresli başlar. Metrol...

Felsefe ve Pislik

Resim
Felsefe hocası derse de öğrencilerine sordu: “Arkadaşlar bana pisliğin tarifini yapar mısınız?” dedi... Öğrenciler, Teker teker cevap verdi. Hoca hiçbirimizin cevabını doğru kabul etmedi. “O zaman siz yapın tarifini hocam” dediler öğrenciler Hoca ayağa kalktı ve; “Pislik, bulunmaması yerde bulunan şey veya kişidir!” diye bir tarif yaptı... “Nasıl yani?” dedik. “Çok basit arkadaşlar...” dedi “Örneğin annenizin saçını öper koklarsınız. Ama o saçın bir telini dâhi yemek tabağınızda görseniz iğrenirsiniz ve o saç pislik olur.” “Yine tabağınızdaki yemeğin yağına ekmek banarak yersiniz O yağın bir damlası bile elbisenizin üzerine damlasa o yağ artık bir pislik olur sizin için.” Şimdi pisliği öğrendik nasıl olduğun, bunu hakkında bir yazı bakalım “Kaleminden pislik akıyor.” Tanınmış bir yazarımız için böyle söylendi. Düşündüm “pislik” nedir diye... Pis’ten gelme bir söz!.. Pis demek, kirlilik, bozukluk, çirkinlik, adilik, utanç vericilik, ne dersen de, hepsi var bu “pislik”te... Yaşamın he...

UNESCO'nun "Yaşlılık" Tanımı

Resim
 

Şeytan Savunması; "Ben Sadece Eşeği Saldım"

Resim
Eşek ağaca bağlıydı… “Şeytan” bunu gördü, geldi ipi çözdü… Eşek komşunun bostanına girdi, kurusundan yeşilinden yemeye başladı. Bostan sahibi çiftçinin karısı bunu gördü, çok kızdı.  Evden tüfeği aldı ve eşeği öldürdü. Tüfek sesini işiten eşeğin sahibi geldi Baktı ki eşeği öldürülmüş, sinirlendi tabii, çekti tabancayı çiftçinin karısının üzerine boşalttı kurşunları. Çiftçi kasabadan dönünce baktı karısı öldürülmüş O da eşeğin sahibini öldürdü. Eşeğin sahibinin oğlu babasını öldürülmüş bulunca Kaptı tüfeği, bostan sahibini ve oğlunu öldürdü. Bu kargaşanın haberi tarla sahibinin ailesine ulaşınca hepsi aldılar silahları, eşek sahibinin evini bastılar Evde kim varsa hepsini öldürdüler Ne var ne yok parçaladılar, evi yaktılar. “Şeytana” soruldu ; - Yahu sen ne yaptın? - Hiiiiç, dedi “şeytan”.  Ben sadece eşeği saldım..! Aklıyla-bilinciyle değil Feodal duygularıyla Kısas ve intikam zihiyetiyle davranan bir toplumu karıştırmak ve yıkmak isterseniz Eşekleri Salın Yeter..! Not;  ...

Bu Elementler Tablosu _ Bu Tabloya, Bir Türk Bilim İnsanı Ekleme Yapacak mı?

Resim

İpliği Pazara Çıktı

(Deyimi Olumlu Manada Kullanırken, Sonradan Olumsuz Manada kullanılmaya Başlandı)

Resim
Biri hakkında "ipliği pazara çıktı" denince, ne anlaşılır? Ayıbı Meydana Çıktı ya da  Ne Mal Olduğu Anlaşıldı... Eskiden deyimin hikâyesi öyle değil. Eskiden ; Yün ve pamuğu evlerde kızlar Kadınlar eğirir, ip yapar Çarşı pazarda satılırdı bunlar... Kazak, çorap, başlık örmek için ya da halı dokumak üzere bu ipler satın alınırdı. Ancak eğrilmiş ip alırken, özenle yapılmış olmasına dikkat edilirdi.  İpliğin standardı önemliydi. Ne Çok İnce, Ne Çok Kalın Düğümsüz, Kopuksuz Olmalıydı. Her kadın, her genç kız bu nitelikte ip eğirmeyi beceremezdi. Niteliksiz ip pazarda alıcı bulamazdı. Gelinlik çağında bir kızın becerikli oluşunu anlatmak için, "İpliği Pazara Çıktı" denirdi. İpliği Pazarda Alıcı Buluyor Pek Hünerli Kız Denirdi... .

Asluhû Nesluhu (Aslı Neyse, Nesli de Odur) _ Asalet Üzerine Bir Öykü

Resim
Birgün sultan, bahçıvanınin yanına uğrayıp, kendisine hediye edilen tayı sorar. - Bahçıvan efendi! Nasıl bizim tay? -  Asluhu nesluhu (Aslı neyse, nesli de odur) , sultanım.   - Nesi var ki? - Sultanım, asil bir tayın sırtına sinek böcek konduğunda bunları kuyruğuyla kovalar; ancak bizim tay, adeta bir inek gibi kafasını çevirip ağzıyla sinekleri kovalıyor.   Sultan, bunun nedenini öğrenmek için tayı hediye eden adamı çağırtır ve tayın bu davranışının sebebi hakkında bilgi ister.   Tayı hediye eden adam der ki: - Sultanım, bizim tay doğduktan hemen sonra annesi öldüğü için onu, ineğe emzirttik.   Böylece meselenin sırrı çözülmüş olur ve sultan adamlarına emreder: "Verin bahçıvana 100 !"   Başka bir zaman sultana, güzel görünüşlü iri bir hindi hediye edilir. Bir müddet sonra sultan bahçıvanın yanına varır ve hindiyi sorar. - Asluhu nesluhu, sultanım.   - Bahçıvan efendi, bunun neyi var? - Sultanım, asil olan bir hindi öteceği zaman kabarır, ibiği masm...

Einstein'a Kafa Tutan Denizli'li _ Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz

Resim
Yıl 1936… Denizli’nin Acıpayam İlçesi’nde görevli bir grup öğretmen havanın güzelliğinden faydalanıp pikniğe gittiler… Şahane doğanın kucağında eğlenirlerken keçilerini otlatan küçük bir çobanla karşılaştılar; yanlarına davet edip çay ikram ettiler, ismini sordular. Küçük çoban ürkek bir sesle yanıt verdi: –Hüseyin… Öğretmenlerden biri yanındaki gazeteyi uzatıp “Okuma yazma biliyor musun, bunu okuyabilir misin?” diye sordu. O tarihlerde okuma yazma bilenlerin sayısı o kadar azdı ki, okuma öğrenenlerin diplomaları bizzat valiler tarafından imzalanmaktaydı!.. Küçük Hüseyin okuma bilmediği için gazeteyi almayı kabul etmeyince öğretmen bu kez yaşını ve neden okula gitmediğini sordu.. Yanıt hazindi: –Yaşım 12… 3 yaşında annemi, geçen yıl da babamı kaybettim!.. Talihsiz çocuğun aslında çok zeki olduğunu fark eden öğretmenler mutlaka okumasını tembihlediler… Hüseyin, öğretmenlerin verdiği desteğin yarattığı heyecanla Denizli’de parasız yatılı okuluna kaydoldu.. Bir süre sonra katıldığı bir m...

Hayat, Edebiyat, Tarihten 027 Sözler ve Videolar Serisi

Resim
 

Prof. Dr. Acar Baltaş ın Yazın Çocuklarımıza Ne Yaptırmalıyız _ Çocuklarımız İçin 2 Video 4 dk Ayırınız Muhakkak Dinleyiniz

Resim
Hergün onlarca paylaşımlar yapılıyor Bu vidoe 3 - 3,5 saatlik bir TV yayından herkesin dinlemesi için seçtiğim 2 tane 2 dk lık video Bırak dinlemeyi bunu tüm sevdiğimiz kişiler ile de paylaşmak bir görevimiz olmalı Çünkü İlerimizi şekillendirmemiz için bilgi zenginliği içeriyor Videodan; Acı, Üzüntü, Hayal Kırılığı ve Başarsızlık yoksa bir hayatın içinde O hayattan bir hikaye çıkmaz. İnsanı insan yapan ; Utanma, Üzüntü, Başarsızlık, Kızgınlık, Hayal Kırıklığı bu duygular insan insan yapıyor.

Olgunlaşma Belirtisi

Resim

Hayat, Edebiyat, Tarihten 026 Sözler ve Videolar Serisi

Resim
 

Bu Adama İyi Bakınız _ Grigori Jakowlewitsch Perelman

Resim
Belki tramvayda, otobüste bu adamı görseniz Akıl hastanesinden kaçmış sanırsınız!...  Öyle değil mi..? Yahut bazılarınız  "Aaay şuna bak ya, çulsuz şeyin teki" diye bazılarımız aşağlayıcı bakışlar bile atacaktır... Bu adamın adı;  Grigori Jakowlewitsch Perelman, kendisi Millenyum Problemleri'ne ait "Poincaré sanrısını" çözmüştür... 100 yıllık matematik problemini çözerek imkansızı başaran deha matematikçidir.  Problemi çözmenin ödülü ise 1 milyon dolar'dı ve ödülü  "Ben sergilenecek hayvan değilim' diyerek reddetti. Şu zamanda insanlar 3 kuruş daha fazla kazanmak için Birbirilerini kazıklarken veya savaşırken Kendisinin de paraya ihtiyacı olmasına rağmen Onurlu Bir Bilim İnsanı Olduğu için Çocuk Felç aşısın bulan "JONAS SALK" gibi ayrıca onu şu sözü tarihe güzel bir not düşmüştür. "Güneş'i patentleyebilir misiniz?" Jonas Salk demiştir. Bu adam o paranın tek kuruşunu kabul etmedi Grigori_Perelman Hakkında Daha Fazla Bilgi İçin...