Dilimize Yerleşmiş 10 İstanbul Deyimi 1




1. ÜSKÜDAR’DA SABAH OLDU

Üsküdar’da deniz kıyısındaki


Valide Sultan ve Mihrimah Sultan camilerinin müezzinleri
Karşı tarafta yaşayan padişaha seslerini duyurabilmek


Ondan ihsan alabilmek
Belki saray müezzinliğine yükselebilmek ümidiyle
Sabah ezanlarını mutlaka
Beşiktaş’taki cami müezzinlerinden önce okurlarmış.


Bir şeyin zamanını geçirmek
Geç kalmak anlamında bugün dahi kullanılmakta olan

“Üsküdar’da sabah oldu”

Deyimi vaktiyle aynı hat üzerinde olmalarına rağmen
Üsküdar’ın Beşikta’tan önce
Okunan sabah ezanlarından kaynaklanmıştır.
★★★★★★★★★★


2. MARMARA ÇIRASI GİBİ TUTUŞMAK

Eskiden ocak, soba veya mangalda ateş yakabilmek için çıralar kullanılır
Bu çıralar ise çarşılarda tutam halinde satılırdı.



Aniden parlayanlar
Öfkelenenler için kullanılan bu deyim


Sakızlı çam ağaçlarıyla meşhur olan
Marmara Adası’ndan toplanan
Reçinesi bol olduğu için kolay yanan çıralardan doğmuştur.

★★★★★★★★★★
 

3. KABAK BAŞINDA PATLAMAK

Su kabaklarının içleri oyularak şişe gibi kullanıldığı yıllarda
Galata meyhanelerinde içleri şarap dolu kabaklar sıra sıra vitrine dizilir

İsteyen külhanbeyi hangi kabağın ipini keserse onu alır
Bitirmeden yerinden kalkmazmış.


Meyhaneye yapılan baskınlarda
Zabıtalar ve bekçiler tarafından mekandaki
Küpler ve fıçılar devrilir

Sıra sıra asılmış şarap kabakları da
Meyhaneci ve araya giren müşterilerin başında patlatılırmış.

★★★★★★★★★★
 

4. DİNGONUN AHIRI

İstanbul’da ulaşım için atlı tramvayların kullanıldığı yıllarda
İki at ile çekilen tramvaylara


Dik Şişhane yokuşunu çıkabilmesi için fazladan atlar koşturulurdu.

Azapkapı’da tramvaya eklenen takviye atlar
Taksim’de Dingo isimli bir Rum vatandaş tarafından

İşletilen ahırda dinlendirilir
Sonra tekrar Azapkapı’ya götürülürlerdi.


Gün içinde sürekli atların girip
Çıktığı ahırın bu durumu dolayısıyla

Girenin çıkanın belli olmadığı
Yahut her önüne gelenin girip çıkabildiği yerler
İçin bu deyim kullanılmıştır.

★★★★★★★★★★
 


5. GOYGOYCULUK YAPMAK

Vaktiyle Muharrem ayında
İlahiler okuyarak kapı kapı dolaşıp dilenen tarikat mensubu
Dilencilere goygoycu adı verilirdi.


Bu kişiler
Muharrem ayından iki gün önce
Üsküdar’daki tekkelerine giderek şeyhlerinin yanında toplanır



Buradan dörder beşer kişilik gruplar halinde semtlere dağılırlardı.

Muharrem’in birinci gününden
Onuncu gününe kadar sokaklarda ilahiler okuyarak dolaşan goygoycular



Gülbank çekerler ve durdukları kapının önünde dua ederlerdi.

Günümüde bu deyim gevezelik
Boşboğazlık yapmak anlamında kullanılmaktadır.

★★★★★★★★★★
 

6. ÇAPULCU

Vaktiyle tulumbacı takımlarına
Sızmış işsiz güçsüz adamlara çapulcu adı verilirdi.

Bunlar zaman içinde birtakım sınavlardan
Denemelerden geçerek takıma alınmlarına rağmen


Bazıları ahlak düşkünlüğü sebebiyle
Yine ilk fırsatta yangın yerinden hırsızlığa kalkışırlar



Durum fark edilirse
Polise teslim edilirler
O semte bir daha adım atamazlardı.

1910’lu yıllarda
İstanbul şehreminliği görevini sürdüren


Cemil Topuzlu
Hatıralarında itfaiye teşkilatındaki

Aksaklıkları dile getirirken “Çapulculuktan” bahsetmektedir.

★★★★★★★★★★


7. BULGURLU’YA GELİN GİTMEK


Bir işte gereğinden fazla telaş gösterenlere
Söylenen bu deyimin hikayesi şudur;

Bulgurlu Köyü
Suyu ve havası nedeniyle güzel bir köydür


Eskiden beri de pehlivan çıkaran
Bu köyün delikanlıları güzelliği ile meşhur olmuştur.

Bu delikanlılarla evlenmek için
Civardaki köylerin genç kızları can atarlardı.


Dokuz gün festival havasında geçen
Bulgurlu’nun düğünleri de pek meşhurdu.

Eğer Bulgurlu’dan bir görücü gelip
Kızı beğenerek nişan taktı mı


Kız nişan bozulur korkusuyla
Çeyizini noksanlarını tamamlaması

Bir an evvel nikah kıyılıp
Bulgurlu’ya gelin gitmek için
Annesini, babasını gece gündüz sıkıştırırmış.

★★★★★★★★★★
 

8. PÜSKÜLLÜ BELA

II. Mahmud devrinde
Önce askerler

Ardından memurlar için
Resmi başlık olarak kabul edilen fes


Kısa sürede halk arasında da kullanılmaya başlanır.


Fesin yaygınlaşmasıyla beraber
Değişik renk ve biçimlerde
Püsküllü ve püskülsüz biçimde modeller ortaya çıkmıştır.


Yağmur ve kardan kalıbı bozulan
Rüzgarda püskülleri sürekli karışan fesin kullanımı
Zahmetli ve masraflı bir iştir.


Püsküllü bela deyimi
Bu durumdan esinlenerek ortaya çıkmıştır.

★★★★★★★★★★


9. BALIK KAVAĞA ÇIKINCA

Karşılıklı noktalarda bulunan
Rumeli ve Anadolu Kavağı
Çok rüzgarlı ve akıntının kuvvetli olduğu yerlerdir.


Buralarda bu yüzden balık tutmak neredeyse imkansızdır.


İstanbul’da balığın bol bulunduğu
Dolayısıyla fiyatının düştüğü zamanlarda


Şehirde tutulan balıkların
Kavaklar’a kadar götürülüp satıldığı görülür.

Diğer zamanlarda düşük ücretle
Balık almak isteyen müşterilere
Balıkçılar tarafından verilen cevap ise


“O sizin dediğiniz ücret balık kavağa çıkınca olur” şeklindedir.

★★★★★★★★★★


10. İKİ DİRHEM BİR ÇEKİRDEK

Kılık kıyafetleriyle dikkat çeken
İstanbul hanımefendileri ve beyefendileri için kullanılan bu tabir

Aynı zamanda gösterişten uzak ve giydiğini
Kendisine yakıştıran anlamlarını da taşır.


Deyimde geçen “dirhem” ve “çekirdek”
Tabirleri kuyumculukta hassas tartılar için kullanılan ağırlık ölçüleridir.


O dönemde piyasada en değerli para olan
Osmanlı altını, tartıda iki dirhem bir çekirdek gelmektedir.


Kılık kıyafet konusunda titiz olan kimselerin
Piyasada en yüksek değere



Hassas ölçülere sahip altın sikkeyle beraber değerlendirilen bir deyim olmuştur.

★★★★★★★★★★


Tarık Başçıl  _    4 Ocak 2026

Not: 
Kırmızı yazılı kelime gördüğünüzde tıklar iseniz
Sizi "Vikipedi" e yönlendirir
Onun hakkında daha fazla bilgiye ulaşmış olursunuz

★★★★★★★★★★


Blog dan Daha Farklı 
Derlemeye Ulaşmak İçin 

Aşağıdaki Link Adresine
Tıklayabilirsiniz 



Yorumlar

  1. Zaten dilimize yerleşmiş deyim ise muhakkak bir şeyden esin alınmış olduğundan dolayı deyim olmuştur.
    (Antalya Hasan Doğruer)

    YanıtlaSil
  2. Bunların çoğunu biliyordum ama nereden çıktığı hiç aklıma gelmemiş idi.
    Sizin sayenizde onları da öğrenmiş oldum. Teşekkürler
    (Bolu Muhittin Parlak)

    YanıtlaSil
  3. Hindistan'da, bir kişinin "Eşek Kulaklı" olduğunu söylemek
    Kişinin inatçı veya anlamak istemeyen biri olduğunu ifade etmek için kullanılırmış
    (Muş Kadir Çiftçi)

    YanıtlaSil
  4. Çincede bir kişinin "Karpuz Kafalı" olduğunu söylemek
    O kişinin pek zeki olmadığını ima etmek için kullanılırmış
    (Muş Kadir Çiftçi)

    YanıtlaSil
  5. İspanyolca 'da "Uçan Halı" ifadesi
    Bir kişinin dağınık veya rüya gibi bir düşünce içinde olduğunu belirtmek için kullanılırmış
    (Muş Kadir Çiftçi)

    YanıtlaSil
  6. Rusça 'da birinin "Lavanta Olması"
    O kişinin övmeyi ve ödüllendirmeyi hak ettiğini ifade eder.

    Bu ifade, antik Roma'da zafer kazananlara
    Lavanta yaprakları ile taç giydirilmesine dayanan bir gelenekten türetilmiş
    (Muş Kadir Çiftçi)

    YanıtlaSil
  7. Japonca 'da "Gökyüzündeki Asma Köprü" ifadesi
    Gerçekleşmesi zor veya imkansız bir şeyi ifade etmek için kullanılır.

    Bu ifade
    Köprünün gökyüzünde asılı durmasının gerçekçi olmayan bir durumu yansıttığı düşüncesine dayanıyormuş
    (Muş Kadir Çiftçi)

    YanıtlaSil
  8. "Ağrı Dağı'ndan uçtum, çayır çimene düştüm"
    Bedensel ve ruhsal olarak zor durumda olmayı ifade eder.
    (Kars Mehmet Açıkalın)

    YanıtlaSil
  9. "Yıkıldığını aramıyorum, ayağı ayağıma dolanıyor"
    Kötü olmasını arzulamıyorum
    Kötü hissetmek için bana ilişiyor minvalinde bir şeyi ifade ediyor.
    (Kars Mehmet Açıkalın)

    YanıtlaSil
  10. Yunancada “Tırnakları koklamak” diye
    “Ne bileyim ben” anlamında bir deyim olarak kullanıyorlar
    (Edirne Salman Keskin)

    YanıtlaSil
  11. Deyimler
    Kendi anlamından az ya da çok sıyrılıp kendisine
    İlgi çekici, edebi, sloganvari bir anlam kazandıran kalıplaşmış söz öbeği, cümleciktir.
    (İzmir Batıkan Güney)

    YanıtlaSil
  12. Deyim, toplumda atasözlerinden daha sıklıkla kullanılan
    Onları oluşturan sözcüklerin
    Çoğunun kendi anlamından farklı bir anlamı taşıdığı, kalıplaşmış sözcüklerdir.
    (Van İsa Yayla)

    YanıtlaSil
  13. Deyim
    Dil biliminde, kavramları, durumları hoşa giden bir anlatımla
    Ya da özel bir yapı veya söz dizimi içinde belirten
    Çoğunlukla gerçek anlamlarından
    Ayrı anlamlara gelen sözcüklerden oluşan kalıplaşmış sözcük topluluğu ya da cümledir.
    (İzmir Batıkan Güney)

    YanıtlaSil
  14. Deyim bir diğer açıklaması
    Anlatıma akıcılık, çekicilik katan
    Çoğunun gerçek anlamından
    Ayrı bir anlamı bulunan
    İfadeyi daha zengin kılan
    Genellikle de birden çok sözcüklü dil öğesi
    Kalıplaşmış sözcük topluluğu.
    (Mut Mümtaz Uğur)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bunlara da Bakmak İster misin?

Mutluluğun Resmini Yapabilmek, Nasıl Bir Şey?

Hiç Öpülmedi, Ama Dünyaya Aşkın En Ölümsüz Şarkılarından Birini Armağan Etti _ Consuelo Velazquez

Parası Yok Ama Cesareti Var _ Mustafa Kemal Atatürk

Camel Sigarası ve Osmanlı Vatandaşı Hacı Ali Devesini Niye Adını ve Resmini Kullandı

Babası Onu Bir Kart Oyununda Kumarda Kaybettiğinde Sekiz Yaşındaydı.

Türkmenlerin, Zayıf Yönlerimizi Tek Tek Anlatmış

Bir Zen Öyküsü _ İtiraz Etmeyin, Sizde Layık Olduğunuz Sistemin İçindesiniz

Cehennem Dedikleri Bu Kadar mı? "Utanmayı Biliyorsan Bu Kadar."

Katma Değer Şey Nedir Bu Kadar Önemli?

Harfleri Nasıl Ortaya Çıktı ? 1 (A dan F Kadar)