Amerikan İç Savaşı ve Yörüklere Yapılan Eziyetler


Amerika iç Savaşından dolayı
Niye Yörüklere eziyeti yapıldı

Bu insanlar binlerce yıl kışın ovalarda
Yazında yaylaklarda
Sürülerini peşinde koşan

Yörüklerin Kısa Videosu

Tüm hüküm sürmüş devletler
Bunlara kuçak açmış

Nedeni ise değişmeyen bir kural var
40 koyundan 1 sini vergi olarak devlete vergisin vermek

Ekime müsait olmayan 
(Zaten dağlar öyle)

Nüfusu az olup da 
Ovada boş arazilerin değerlendirmesi

Ördükleri kilimleri ve yaptıkları peynirleri

Pazarlara satılması ile ekonomin canlanmasına faydaları olan halk

Bende Adana'lıyım ve Yörüm 
(Yani Koyun ve Davar güden, konargöçer bir ailenin çocuğuyum)

Kısa okumak isteyenler için
Ve uzun okumak isteyenler olmak 2 bölümde derledim

Dadaloğlu Kısa Video

Tarık Başçıl  _    18 Nisan 2026

Not: 
Kırmızı yazılı kelime gördüğünüzde tıklar iseniz
Sizi "Vikipedi" e yönlendirir
Onun hakkında daha fazla bilgiye ulaşmış olursunuz


★★★★★★★

Dadaloğlu _ Cem Karaca
Videosu

★★★★★★★

Amerikan iç savaşının başlaması ile birlikte
İngilizler çok ciddi bir problemle karşı karşıya olduklarını fark ettiler.

Dünya tekstil piyasasının neredeyse tamamı onların elindeydi

Fakat esas sorun dünyanın birincil pamuk tedarikçisinin Amerika olmasıydı.


Pamuk Tarlası

Ne zaman biteceği belli olmayan 
Bir iç savaş

İngilizlerin uzun vadedeki karını 
Ve hegemonyasını darmadağın edecekti.

Üretim tesisleri duracak
Yatırımlar boşa gidecekti.

Zira pamuk olmadığında 
Tekstilden bahsedilemezdi.


İç savaş uzadıkça pamuk tedariki azaldı

Haliyle İngilizler büyük bir şevkle dünyada pamuk tarımı yapılacak

Diğer arazileri araştırmaya başladılar.

Dönemin şartları içerisinde 
Pamuk üretimi ziyadesiyle

Hassas birtakım iklim 
Ve su koşullarını gerektiriyordu.


İngilizler Çukurova’yı keşfettiler.


İngiliz temsilciler Sultan Abdülaziz’e konuyu açtıklarında
Abdülaziz yekten kabul etti.


Zira pamuk üretiminin ekonomik getirisi fevkaladeydi.

İngilizler derslerine iyi çalışmışlar
Çukurova’yı derinlemesine tetkik etmişlerdi.


Arazi pamuk üretmeye uygundu
Fakat üç büyük sorun vardı:

– Çukurova bataklıktı

– Çukurova’da tarım yapacak nüfus yoktu

– Osmanlı sınırlarında pamuk üretimini bilen kimse yoktu.


Bataklık

İngilizler bataklık problemini
Pamuk üretimini bilen insan teminini çözebileceklerine söz verdiler.

Fakat tarım yapacak nüfus probleminin çözümünü Abdülaziz’e bıraktılar.


Abdülaziz ve saray görevlileri
Muhtemelen İngilizlerin verdiği ipucuyla
Fevkalade bir çözüm buldu.

Yörükler
Gerekirse kuvvet marifetiyle
İskan edilerek ovaya indirilecekti.


Hızlıca ferman çıkarıldı
Derviş Paşa komutasındaki dördüncü ordu gemilerle uğurlandı.


Paşanın görevi basitti
İki bin yıldan fazla süredir yazın dağlara çıkıp

Kışın eteklere inen ve hayvancılık yaparak geçinen konar göçer
Yörükler ovaya indirilecek.


Derviş paşa nispetle makul bir adamdı
O yüzden evveliyatında Yörükleri ikna etmeye çalıştı.

Aşiret reisleriyle toplantılar tertip edildi
Gerekçeler söylendi.


Fakat Yörüklerin cevabı olumsuzdu
Devlete bir ziyanları dokunmamıştı.

Ancak şimdi koca bir ordu buraya tehditkarca gönderilmişti
Gururları incitilmişti
Savaş başladı.


Dadaloğlu “Ferman padişahınsa dağlar bizimdir!” dedi.

Gururlu insanlardı
Ruhları şad oldu.


Çatışmalar 9 ay sürdü
Binlerce insan kılıçtan geçirildi.


Kozan
Kadirli
İslahiye
Yüreğir
Ceyhan gibi 

Yeni kazalar ve çok sayıda kasabalar kuruldu.

Bataklığın, sineğin içinde yaşamaya mahkum edilen
Yörükler etraflarına baktıklarında garip ağaçların

Tüm ovaya dikildiğini gördüler
Daha önceden tanımadıkları

Meyve vermeyen
Ne işe yaradığını anlayamadıkları

Bu tropik ağaçlara garip şeklinden
Telaffuz etmekte zorlandıkları adından dolayı “
Gariptos” dediler.


İngilizler sözlerini tutuyordu
Dünya üzerinde suyu en çok seven ağaçlardan olan okaliptüs ağacını
On binlerce sayıda olmak üzere tüm Çukurova’ya dikmişlerdi.

Akabinde Mısır’dan binlerce yıllık tarım tecrübesi olan
Çiftçiyi Adana’ya getirerek
Yörüklere tarımı öğrettiler.


Adana’da halen var olan yoğun
Arap nüfusunun kaynağı bu çiftçilerdir.

İlk getirildiklerine “siz neden buradasınız?” diye soran
Yörüklere hepsi aynı cevabı vermiştir.

Fellah
Arapça’da “Çiftçi” anlamına gelen bu sözcük
Yörükler tarafından benimsenmiştir.

Hala
Bu gün dahi Çukurova’daki Arap soylarına fellah denir.

★★★★★★★

Uzun Okumak İsteyenler İçin

Fırkanın kuruluşu 1853’te yapılan Kırım Savaşı’na dayanır. 
Bu savaş sırasında çekilen asker sıkıntısı

Cebelibereket ile (Gâvur dağları, bugünkü Amanos dağları) 
Kozan dağları arasındaki bölgelerden de asker istenmesine yol açmıştı. 

Ancak bu istek, bu bölgelerdeki aşiretlerin devlete muhalefeti sebebiyle gerçekleşmemişti. 

Savaştan sonra Osmanlı hükümeti 
Hem orduya yeni asker kaynakları temin etmek
Hem de bölgeyi itaat altına alıp güvenliği sağlamak


Eşkıyalığa son vermek
Vergileri düzenli bir şekilde almak

Birçok karışıklığa yol açan konar göçer teşekkülleri 
Yerleşik hayata geçirip 

Ziraatı teşvik etmek için 
Bir askerî güç oluşturma kararı almış

Bu güce de 
Fırka-i Islâhiyye denmişti.


Faaliyet sahasI
İskenderun’dan Maraş ve Elbistan’a, Kilis’ten Niğde ve Kayseri’ye, Adana eyaletinden Sivas eyaleti sınırına kadar olan bölgeleri kapsayan 

Fırka-i Islâhiyye’nin başına 
Dördüncü Ordu kumandanı Derviş Paşa

Halkla ilgili işleri görmek üzere de Ahmed Cevdet Paşa tayin edildi. 


Fırka, Balkan isyanlarında kullanılan
Büyük kısmı Batı Anadolu zeybekleri

Bir kısmı da Arnavut askerlerinden oluşan 
Yedi tabur yanında Girit ve Adana’dan gelen taburlarla 

Hassa ikinci süvari alayından oluşan toplam 
On beş tabur piyade
İki süvari alayı ve 500-600 kadar da Çerkez
Gürcü ve Kürt atlılarından teşkil edilmişti. 

Masraflar için hazineden yeterli miktarda tahsisat ayrıldığı gibi 
Bir muhasebeci ile muhasebe kâtipleri
Tahrirat kâtipleri de fırkada görevlendirilmişti.

Yine bölgede yapılacak düzenlemeler için 
Tahrir, tapu, mal ve muhasebe memurlarından bir komisyon oluşturulmuştu. 


Ayrıca Fırka-i Islâhiyye’nin uyacağı bazı kurallar belirlenmiş
Fırkanın sevk ve idaresi

Islahat sırasında silâh kullanılıp kullanılmaması
Öncelikle halka devletin varlığının gösterilmesi ve devletin halka sevdirilmesi

Aşiret ve aile reislerinin bölge dışına nakledilmesi
Fırkaya yardımcı olanlara maaş bağlanması

Islah edilen yerlerin 
Devlet yönetimine uygun şekilde teşkilâtlandırılması

Vergi yükü fazla olan ahalinin vergilerinin 
Yeniden düzenlenmesi
Arazileri tapusuz olanlara tapularının verilmesi gibi hususlar tesbit edilmişti.

Derviş Paşa idaresindeki yedi tabur 
20 Mayıs 1865’te vapurla İstanbul’dan hareket ederek 
28 Mayıs 1865’te İskenderun’a vardı. 


Diğer tabur ve kuvvetler de bulundukları yerlerden buraya geldiler. 

İlk iş olarak Gâvur dağlarından ıslah ve iskâna başlandı. 

Önce Amik ovasında bulunan Reyhaniye aşireti yerleştirildi. 

Böylece Halep yolu emniyet altına alınmış oldu. 
Daha sonra Lece ile Hacılar nahiyesi arasındaki Kargılı’da ordugâh kuran Fırka-i Islâhiyye

Önemli bir geçit noktası olmasını göz önüne alarak 
Burada bir köy kurmaya karar verdi

Ordu adıyla bir yerleşim alanı meydana getirdi
Köye Hacılar nahiyesinden otuz hâne iskân edildi. 


Ayrıca çevredeki nahiyeler birleştirilerek bir kaza
Merkez olarak da Hassa adıyla bir kasaba teşkil edildi. 

Hassa kasabasına Hacılar
Tiyek ve Ekbaz nahiyelerinden birkaç yüz hâne getirilerek yerleştirildi. 

Bu arada isyan halinde bulunan 
Karafakılı aşireti itaat altına alındı.

Daha sonra Kilis ile Maraş arasında yaşayan 
Okçu İzzeddinlü ve Şeyhlü aşiretleri iskân edildi


Kendi adlarını taşıyan birer kasaba kuruldu
Bu yeni kasabalar Meydan ve Amikovası kasabalarıyla birleştirilerek bir kaza oluşturuldu

Bu sırada fırkayı teftişe gelen 
Şehzade İzzeddin Efendi’nin ismine izâfetle kazaya İzziye adı verildi.

Fırka-i Islâhiyye buradaki işlerini tamamladıktan sonra 
Gâvur dağları tarafında Nigolu Kalesi civarına geldi
Kaleyi tamire başladı. 

Bu arada bölgede mevcut Kerkütlü
Çerçili, Hanağzı
Kürtbahçesi
Eğintili
Keferdiz nahiyeleriyle 

Dumdum ovası aşiretleri birleştirilerek bir kaza oluşturuldu
Buraya fırkanın isminden dolayı İslahiye adı verildi. 


Ayrıca kaza merkezi olarak 
Aynı adla bir kasaba kuruldu

Delikanlı ve Çelikanlı aşiretlerinden yüzer hâne buraya yerleştirildi. 

Ardından İslahiye sancak merkezi olmak üzere İzziye

Hassa ve Bulanık kazaları birleştirilerek Maraş mutasarrıflığına bağlı bir kaymakamlık teşkil edildi. 

İslahiye kazasına bağlanan Dumdum ovası aşiretlerinden 
Delikanlı ve Çelikanlılar ise birçok köy kurulmak suretiyle iskân edildiler. 


Bu arada bölgenin en önemli aşiretlerinden olan
Beş oymağa ayrılmış bulunan Ulaşlı’ya bağlı 
Karayiğitoğulları
Kaypakoğulları
Çendoğulları
Alibekiroğulları
Kelmenoğulları itaat altına alındı

Böylece Gâvur dağlarının en önemli aşireti sindirilmiş oldu.

İslahiye kaymakamlığına bağlı kasaba ve aşiretlerin nüfus ve hâne miktarları 1866 tarihi itibariyle şu şekilde idi 
(BA, Yıldız Tasnifi, Ks. 18, Evr. nr. 553/410, Zrf. 93, Kar. 37):


MüslimGayri MüslimKıptî

HâneNüfusHâneNüfusHâneNüfus
Nevâhî-i Selâse1904831441----
Kerkütlü227457--------
Delikanlı6191836--------
Çelikanlı372987--------
TOPLAM140837631441----
Karayiğitoğlu1032681433----
Yarpuz50110--------
TOPLAM156141412874----
Hacılar557152129109----
Tiyek2085662771613
Ekbaz208545299523
TOPLAM25346773113249816
Kapulu39108--------
Keferdiz25550414----
GENEL TOPLAM28287385114253816

Cebelibereket’te ıslahat işini bitiren fırka 
Daha sonra Hacıosmanlı köyü civarında

Burası merkez olmak üzere 
Kıyı nahiyelerini (Kıyı köyleri) birleştirerek 

Bir kaza oluşturdu
Çukurova aşiretlerinden 
Tecirli
Cerid’in kışlak yerleriyle 

Ulaşlı’dan Çendoğlu nahiyesi bu kazaya bağlandı. 

Kaza merkezi olan Hacıosmanlı köyüne Tecirli
Cerid ve Ulaşlı aşiretlerinden bir miktar hâne iskân edilerek 

Buraya vaktiyle köyü kuran kişinin adından dolayı 
Osmaniye dendi. 

Bu arada Derviş ve Cevdet paşalar da 
Kendi isimlerine nisbetle Dervişiye ve Cevdetiye köylerini kurdular. 
Osmaniye idarî bakımdan Payas sancağına bağlandı.


Bunun ardından Kozan tarafına yönelen 
Fırka-i Islâhiyye

İlk iş olarak harap bir durumda bulunan 
Kars-ı Zülkadriyye (bugünkü Kadirli) kasabasını imar edip 
Çevre aşiretlerden bir kısmını buraya yerleştirdi. 

Ayrıca Kars dağlarında oturanlarla 
Çukurova aşiretlerinden isteyenlerin buraya yerleşmesine izin verildi. 

Bunun üzerine Kadirli’ye 600 hâneye yakın bir topluluk yerleşti
Kadirli idarî teşkilâtta
Daha sonra kurulan Kozan sancağına bağlı 

Bir kaza merkezi haline geldi
Buraya
Tatarlı
Sunbas
Savrun nahiyeleri bağlandı.


Kadirli kazası kurulduktan sonra 
Kozan üzerine yürüyen Fırka-i Islâhiyye Kozan dağlarını

Bu arada Kozanoğulları’nı da itaat altına alarak onları başta 
Yozgat
Sivas
Sinop
İstanbul
Kütahya
Konya
Kayseri
Develi
Tokat olmak üzere çeşitli yerlere sürdü. 

Ardından üç kazaya bölünen Kozan’ın 
Kozan-ı Şarkî olarak adlandırılan kısmındaki köyleri Sis’e (şimdiki Kozan)

Belenköy’e yakın olanları Belenköy kazasına

Haçin (bugünkü Saimbeyli) civarındakileri Haçin kazasına bağladı. 


Ceyhan nehri boyundaki aşiretler de 
Kadirli kazasına dahil edildi. 

Böylece Kozan sancağı 
Dört kazadan meydana gelen büyük bir sancak haline getirildi. 

Kaymakamlığına Mirlivâ Hüsnü Paşa’nın tayin edildiği 
Bu sancağın merkezi olarak da Sîs kasabası uygun görüldü.

1876 tarihinde Kozan sancağının kazaları, hâne ve nüfusu şöyle idi:


MüslimGayri Müslim

HâneNüfusHâneNüfus
Sis34868835358981
Belenköy174451883351194
Haçin1491462117385939
Kars-ı Zülkadriyye2455792997477
TOPLAM91762657325288591
Kozan sancağı teşkil edildikten sonra 
Çukurova aşiretlerinin iskânına başlandı. 

Çukurova’nın en büyük aşireti olan 
Avşarlar yaylakları Uzunyayla
Sarız yöresine yerleştirildiler. 

Kozanoğulları’na yardımda bulunan 
Tatarlı muhacirleri Kadirli kasabasına

Kırıntılı aşireti
Lek ve Hacılar ile birlikte Kozan kazasının güney yönünde bulunan boş araziye iskân edildi. 

Bu arada Tecirli aşireti Ceyhan nehri boylarına
Cerid aşireti de Bulanık kazasına bağlı Haruniye’ye yerleştirildi. 


Adana ile Sîs arasındaki bölgede yaşayan 
Sırkıntı Türkmen aşireti ise 
Kışlak mahallerinde bırakılarak yaylakları olan 
İnderesi Kafkas muhacirlerine verildi. 

İskân edilen bütün aşiretlere 
Ziraat yapmaları için devlet tarafından 
Toprak tahsis edilerek bunlar sürekli iskâna teşvik edilmiştir.

Kozan ıslahatını tamamlayan 
Fırka-i Islâhiyye bölgede kolera çıkması üzerine faaliyetine son vermek zorunda kaldı

Sahası içinde olmasına rağmen 
Zeytun bölgesinin ıslahatını gerçekleştiremedi. 


İstanbul’a dönen Derviş ve Ahmed Cevdet paşalardan 
Derviş Paşa Lübnan’a Beşinci Ordu müfettişliğine

Cevdet Paşa da Halep’e vali olarak tayin edildi.

Cevdet Paşa
Fırka-i Islâhiyye’den ayrı olarak valiliği sırasında
Zeytun bölgesindeki ıslahatı tamamladı.

Altı ay gibi kısa bir zaman içinde gerçekleştirilen 
Bu icraat bütün Gâvur dağları
Zeytun ve Kozan bölgelerinin ıslahatının ve güvenliğinin sağlanmasıyla sonuçlandı. 


Bu bölgelerin ahalisi devlet idaresine alınarak 
Yeni şehirler ve köyler kurulduğu gibi devlete isyan eden aşiret beyleri ve ağalarının nüfuzları kırıldı. 

Gerçekleştirilen iskânla göçebe aşiretlerin yerleştirilmesi 
Çukurova’nın ziraata açılmasına
Ticaretin canlanmasına yol açtı. 

Devlet tarafından bazı kilit noktalara yaptırılan 
Kışlalar sayesinde bundan sonra çıkan 
Küçük çapta isyan hareketleri kolayca bastırıldı. 

Çukurova bugünkü hale gelmesini
Bu ıslahat hareketine borçludur.


Kaynaklar;
BA, İrade-Meclis-i Mahsûs, nr. 1256; Meclis-i Vâlâ, nr. 24169.
BA, İrade-Dahiliye, nr. 37922, 40353.
BA, Yıldız Tasnifi, Ks. 18, Evr. nr. 553/183(e), Zrf. 93, Kar. 35; Evr. nr. 553/183(ı), Zrf. 93, Kar. 35; Evr. nr. 553/327, Zrf. 93, Kar. 36; Evr. nr. 553/409, Zrf. 93, Kar. 37; Evr. nr. 553/410, Zrf. 93, Kar. 37.
Cevdet, Tezâkir, III, 109, 110, 111, 113, 117, 126, 127, 141, 142, 145, 150, 158, 245, 267 vd.
a.mlf., Ma‘rûzât, tür.yer.

Yusuf Halaçoğlu, “Fırka-i İslâhiye ve Yapmış Olduğu İskân”, TD, sy. 27 (1973), s. 1-20.

Paul Dumont, “1865 Tarihinde Güney-Doğu Anadolu’nun Islâhı” (trc. Bahaeddin Yediyıldız), TED, sy. 10-11 (1981), s. 369-394.


Blog dan Daha Farklı 
Derlemeye Ulaşmak İçin 

Aşağıdaki Link Adresine
Tıklayabilirsiniz 




Yorumlar

  1. Bir Yörük olarak diyebilirim ki
    Sürekli doğayı düşünen
    Doğaya kaçmaya çalışan
    Köy veya şehir hayatından nefret eden
    Evini yaylalardan başka yerde göremeyen insanlardır
    (Mut Yalçın Pekyürek)

    YanıtlaSil
  2. Cem Karaca
    Manav olarak sevdiğim bir Yörük Ozanıdır.
    (Eskişehir Salman Erk)

    YanıtlaSil
  3. Ferman padişahınsa dağlar bizimdir diyerek
    Mazlumu zalime ezdirmeyen
    Bir Avşar olarak gurur duyduğum halk ozanımız
    Halk kahramanımızdır. Dadaloğlu
    (Osmaniye Tuğrul Demirci)

    YanıtlaSil
  4. Kıl çadırlarda yaşarlar
    Adam satmazlar
    Misafirperverdirler.
    (Niğde Halis Kaya)

    YanıtlaSil
  5. Harika bir Cem Karaca & Moğollar çalışması.
    (İstanbul Faruk Keleş)

    YanıtlaSil
  6. Arkadaşlar !
    Gidip, Toros Dağları’na bakınız
    Eğer orada bir tek Yörük çadırı görürseniz
    Ve o çadırda bir duman tütüyorsa
    Şunu çok iyi biliniz ki
    Bu dünyada hiçbir güç ve kuvvet asla bizi yenemez." M. Kemal Atatürk
    (Ankara Emre Kılıç)

    YanıtlaSil
  7. Devlet tarafından pek sevilmemeleri ortak özelliklerinin başından gelir
    Selçuklu devleti zamanından beri
    Devlet kadrolarında Yörüklere pek yer verilmemiştir.

    Osmanlı ve cumhuriyet döneminde de durum değişmemiştir.
    (Burdur Hüseyin Güzel)

    YanıtlaSil
  8. Dağ bayır inmeyen ne kadar Yörük varsa kılıçtan geçiriliyor
    Kozanoğlu öldürüldüğünde Dadaloğlu şu sözleri ediyor:

    N'olaydı da Kozanoğlu n'olaydı
    Sen ölmeden ecel bana geleydi
    Bir çıkınlık canımı da alaydı
    Böyle sensiz kalmayasaydık cihanda

    Yeminler verdiler yiğitler, zalim bunun bedelini ödeyecek
    Kıyamete kadar sürse de...

    Derviş Paşa gayrı kına yakınsın
    Böbür böbür dört bir yana bakınsın
    Ama bizden gece gündüz sakınsın
    Öç alırız ilk fırsatı bulanda.

    Dadaloğlu söyler size adını
    Şimdiden yok bilsin hasmım kendini
    Bağlasalar parçalarım bendimi
    Yatacağım bilsem bile zindanda
    (Bahçe Tufan Demir)

    YanıtlaSil
  9. Yörüklerde yemek kültürü pek yoktur
    Bir an önce yemek işini halledip
    Keçilerin peşinde koşmaya kodlanmışlardır.
    (Muğla Haydar Öz)

    YanıtlaSil
  10. Yörükler
    Günü birlik yaşarlar
    Son derece muhafazakardırlar
    Yayık ayran ve bazlama vazgeçilmezleridir
    Dışarıdan kız almayı
    Dışarıya kız vermeyi sevmezler
    Renkli giyinirler.
    (Aydın Durmuş Aydınlı)

    YanıtlaSil
  11. İki Yörük kavga ederken beklendiği gibi tekme-yumruk kullanmaz
    Yerden taş arar, ilk bulan kazanır
    Diğerinin kafası yarılmıştır çünkü
    (Konya Hamit Karakuzu)

    YanıtlaSil
  12. Üstünüzde milyon liralık arsalar varken cepte beş kuruş para yoktur.
    (Antalya Müfit Karaca)

    YanıtlaSil
  13. Aşağıdan yusuf paşam gelirken
    Düşmanına karşı koyan merdolur.

    Şahin kocasa da vermez avını

    Aslı kurttur, kurt yavrusu yine kurt olur!
    (Bahçe Turan Yiğit)

    YanıtlaSil
  14. Türk oğlu Türk olmaları.
    (Çanakkale Emir Demircioğlu)

    YanıtlaSil
  15. At , avrat , silahtır
    Bide beyaz peynir ve küçükbaş hayvancılık
    (Burdur Osman Koca)

    YanıtlaSil
  16. Osmanlının Türklere yaptığı zulüm şu dizelerde geçer:
    Şalvarı şaltak Osmanlı
    Eğeri kaltak Osmanlı
    Ekende yok biçende yok
    Yiyende ortak Osmanlı.
    (Silifke Önder Keskin)

    YanıtlaSil
  17. Ağlar bu mezarlıkta Yörükler her gece
    Bıkıp iri yıldızları davar sanmaktan
    Düşünür eski günleri...
    İskândan önce geride kalmanın hüznü yamanmış yaman. (Melih Cevdet Anday)
    (Mersin Mehmet Göçmen)

    YanıtlaSil
  18. Dadaloğlu'm yine coştu çağladı
    Ak üstüne karaları bağladı
    Fırkat odu yüreciğim dağladı
    Ben ölende Çapanoğlu utansın
    (Kadirli Nedim Durukan)

    YanıtlaSil
  19. Devletine ve milletine bağlı olmaları
    Gösterişsiz milliyetçi olmaları.
    (Mut Hasan Yalız)

    YanıtlaSil
  20. Yerleşik düzene geçtikleri hâlde, kendilerini Yörük diye ifade etmeleridir.
    (Not: Yerleşik düzene geçen Yörüğe bazı yörelerde Manav deniliyor)
    (Kütahya Ufuk Erdoğan)

    YanıtlaSil
  21. Yine mükemmel bir araştırma.

    YanıtlaSil
  22. Çanakkale’de yerleşik hayata geçen Yörüklere Manav denir
    Aralarındaki tek fark Manavların epey bir zamandır yörümüyor oluşlarıdır
    Onun dışında kültürleri, alışkanlıkları aynıdır.
    (Çanakkale Mine Uzun)

    YanıtlaSil
  23. Halkıyla birlikte ömrünün büyük bölümünü Sivas'ta geçiren Dadaloğlu
    Yaşlılığında doğup büyüdüğü Çukurova'nın özlemine dayanamayıp topraklarına dönmüştür.

    Yaşlılığı ve yalnızlığı dile getirdiği
    Bu dönem şiirlerinde daha yumuşak bir üslubu olan ozan genelde keskin üslupludur.
    (Sivaz Hasan Soykan)

    YanıtlaSil
  24. Dadaloğlu'nun en belirgin özelliği
    O zaman göçebe bir hayat süren Avşar Türkmenlerinin içinde yaşayan
    Bir ozan olması olduğu için
    Herhangi bir yere onun memleketi demek çok da anlamlı değildir.

    Çukurova Avşarlarının kışlık yurdu Kozanaltı'dan Misis'e kadar olan bölgedir
    Yazın da kayseri Uzunyayla'ya kadar çıkarlardı.

    Dadaloğlu bütün bu yerleri kapsayan
    Daha da içlere uzanan bir coğrafyayı şiirlerinde konu etmiştir.
    (Kayseri Emel Sukuşu)

    YanıtlaSil
  25. 1876 yılanda, ikinci eşinin de memleketi olan
    Kırşehir' in Kaman ilçesinde vefat etmiştir.

    Mezarı anıt mezar olarak Kaman ilçesinin hakim tepelerinden birinde yer almaktadır.
    (Kırşehir Hüseyin Kıroğlu)

    YanıtlaSil
  26. Zengin değillerdir
    Çünkü atası dedesi konar göçer olduğu için sahaplanma merakı içinde olmamıştır.

    Göçtüğü yerleri sahiplenmeyi bırakın
    Onlar uygun dağı doğayı evleri kabul ederler.
    (Bor Polat Kıyıcı)

    YanıtlaSil
  27. Hayvancılık ile uğraştıkları için sosyal çevreden toplumdan biraz uzak kalırlar
    Şehire sadece alışveriş yapmaya ihtiyaç karşılamaya geldikleri için "cemiyetten uzak" insan sınıfındadır.
    (Ulukışla Polat Akman)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bunlara da Bakmak İster misin?

Mutluluğun Resmini Yapabilmek, Nasıl Bir Şey?

Bugün Aziz Nesin (20.12.1915 - 06.07.1995) _ Anmak ve Bay Düdük Kitabından _ Kısa Bir Öykü _ Uçuruma Gidiyoruz

Hayat, Edebiyat, Tarihten 057 Sözler ve Videolar Serisi

Hiç Öpülmedi, Ama Dünyaya Aşkın En Ölümsüz Şarkılarından Birini Armağan Etti _ Consuelo Velazquez

Kuvayi Milliye Destanı ve 30 Ağustos

Kimsenin Çayını İçmeyin Çocuklar

Gün Gelir

Araba Hızlı Giderken Lastik Patlar İse

Sırtım Saraya Dönük Olsun

Dilimize Yerleşmiş 10 İstanbul Deyimi 1