Parası Yok Ama Cesareti Var _ Mustafa Kemal Atatürk
Bu derlemeyi 2012 in 5 mart ında derlemişim
Tekrar paylaşmak istedim
Tarık Başçıl _ 7 Şubat 2026
Kısa Bir Ön Bilgi
Videosu
Bugün 5 Mart
Reşit Galip bAydur un aramızdan ayrılığın
Yıl dönümü
Okullarımızda okutulan Öğrenci AND'ımızın yazarıdır
Şu sıralar
Okunmasının
Kaldırmak için
Çok çaba sarf ediyorlar
Bana görede kaldıracaklar
Bunun hakkında
Bir derleme yapmaya çalıştım.
Tarık Başçıl _ 5 Mart 2012
Alman'a Alman
Rus'a Rus
İngiliz'e İngiliz diyor.
Fransız'a Fransız
Japon'a Japon
Arap'a Arap diyor.
Sadece Türk'ten mi rahatsız olunuyor.
Türk'e Türk diyemiyoruz.
Andımız'ı yasaklamaya için
uğraşanların birinci sebebi budur.
İkinci sebebi ise
İkinci sebebi ise
Daha önemlisi
Şudur…
★★★★★★★
Reşit Galip Kimliğidir.
Reşit Galip.
Rodos doğumluydu.
İtalyanlar Trablus savaşı sırasında
Reşit Galip.
Rodos doğumluydu.
İtalyanlar Trablus savaşı sırasında
Oldu bittiye getirip Rodos'u işgal edince
Henüz 17 yaşındayken
Henüz 17 yaşındayken
Doğduğu toprakları kaybetmenin acısını yaşadı.
Kayıkla Marmaris'e geçti
Kayıkla Marmaris'e geçti
İzmir'e geldi.
Fransız kolejinden diploma aldı
İstanbul'a gitti
Tıbbiye'ye kaydoldu
İstanbul'a gitti
Tıbbiye'ye kaydoldu
Özgürlükçü fikirlerini kaleme aldı.
Gönüllü oldu
Kafkas cephesi'nde vuruştu
Hekim olarak görev yaptı.
Eşi Latife'yle birlikte şehre gelen Mustafa Kemal'e
Padişah tahtı gibi varaklı filan
İki süslü koltuk hazırlamışlardı.
Mustafa Kemal'in kan beynine sıçradı
“Nedir bu maskaralık” diye bağırdı
Halkın oturduğu tahta sandalyelerden iki tane çekti
Latife'yle birlikte halkın arasına oturdu.
Konuşmacılardan biri
Mustafa Kemal'in kan beynine sıçradı
“Nedir bu maskaralık” diye bağırdı
Halkın oturduğu tahta sandalyelerden iki tane çekti
Latife'yle birlikte halkın arasına oturdu.
Konuşmacılardan biri
25 yaşındaki Reşit Galip'ti.
Parmağıyla Mustafa Kemal'i işaret ederek “sen” dedi…
Sen Gazi Paşa
Sen bu milletin yalnızca kurtarıcısı
Yalnızca kahramanı değilsin
Sen bunlardan çok daha büyüksün
Çünkü sen bu milletin ferdisin
Senin asıl büyüklüğün
Bütün o büyüklüklere rağmen
Yalnızca kahramanı değilsin
Sen bunlardan çok daha büyüksün
Çünkü sen bu milletin ferdisin
Senin asıl büyüklüğün
Bütün o büyüklüklere rağmen
"Milletin ferdiyim" diye övünmendir.
Bu millet geçmişinde de
Bu millet geçmişinde de
Hakikaten kahramanlar görmüştür.
Mağlubiyetleri galibiyetlere çevirdiler
Milli hudutları zafer içinde genişlettiler
Mağlubiyetleri galibiyetlere çevirdiler
Milli hudutları zafer içinde genişlettiler
Dahiler çıktı
O sultanların
O vezirlerin hepsi
O kadar mağrur oldular ki
Artık kendilerini
Artık kendilerini
Bu milletin bireyi saymayı
Kendileri için alçalma
Hakaret saydılar.
Milletin kemikleriyle kurulmuş
Milletin kemikleriyle kurulmuş
Kanlarıyla sıvanmış saraylarda
Malikanelerde yaşamayı tercih ettiler.
Bu kanlı kemik yığınları üzerinden
Bu kanlı kemik yığınları üzerinden
Milletlerine hakaretle baktılar.
Kendilerini de bu sürüyü güdecek
Gökten inmiş vücutlar sandılar.
Yani artık bu milletin
Bir ferdi olmak istemediler.
Halbuki sen…
Evrensel şanların şereflerinle
Halbuki sen…
Evrensel şanların şereflerinle
Beraber yine içimizdesin.
Yine
Yine
"Ben bu milletin ferdiyim" diyorsun.
Dertleşmek için
Dertleşmek için
Yine gelip bizi buluyorsun.
İşte bu nedenle
Her büyükten daha büyük oluyorsun.
Bu milletin ferdi olmakla
Bu milletin ferdi olmakla
İftihar eden sen
Gazi Mustafa Kemal Paşa
Bin Yaşa dedi.
“Sen” diye hitap etmesi
“Sen” diye hitap etmesi
Etraftakileri endişelendirmişti.
Halbuki tam tersine…
İçimizden biri olduğunu
Halbuki tam tersine…
İçimizden biri olduğunu
Özellikle belirtmek için “Sen” demişti.
Mustafa Kemal'in
Mustafa Kemal'in
En onur duyduğu paye
İçimizden biri olmasıydı.
Gözünü budaktan sakınmayan
Gözünü budaktan sakınmayan
Bu Kuvvacı genç hekim
1925 seçimlerinde Aydın milletvekili oldu.
Halkevleri'nin kuruluşunda etkin rol oynadı.
Sonradan Türk Dil Kurumu'na dönüşecek olan
Halkevleri'nin kuruluşunda etkin rol oynadı.
Sonradan Türk Dil Kurumu'na dönüşecek olan
Türk Dili Tetkik Cemiyeti'nin yönetiminde yer aldı.
Ama sonu yazıdaki doğru
Videodaki değil
Yıllar aktı geçti
1931 oldu.
Mustafa Kemal İstanbul'daydı.
Mustafa Kemal İstanbul'daydı.
Hukukçularla, tarihçilerle
Sanatçılarla oturulan Dolmabahçe'deki sofranın
O akşamki konusu eğitimdi.
Her servis tabağının yanında
Her servis tabağının yanında
Birer not defteri vardı
Konuklar hem sohbet ediyor
Konuklar hem sohbet ediyor
Hem not alıyordu.
Yemek bahaneydi…
Demokrasi sofrasıydı.
Özgürce konuşuluyordu.
Herkes fikrini açık açık dile getiriyordu.
Lafını esirgemeyen atak devrimci
Yemek bahaneydi…
Demokrasi sofrasıydı.
Özgürce konuşuluyordu.
Herkes fikrini açık açık dile getiriyordu.
Lafını esirgemeyen atak devrimci
Reşit Galip, masadaydı.
Esat Sagay'ı yerden yere vuruyordu.
Tartışılan konu
Tartışılan konu
Kız öğrencilerin kıyafetiydi.
Esat Sagay
Esat Sagay
Kız öğrencilerin kısa kollu gömlek giymelerini
Etek ve kısa çorap giymelerini uygun bulmuyordu
Bunların giyilmemesi konusunda
Bunların giyilmemesi konusunda
Genelge yayınlamak istiyordu.
Reşit Galip ateş saçıyordu
Reşit Galip ateş saçıyordu
“Bu Gericiliktir” diyordu.
Devrimlerimizin en büyüğü kadınlara tanınan haklardır
Kız öğrencilerimizin
Devrimlerimizin en büyüğü kadınlara tanınan haklardır
Kız öğrencilerimizin
Gömleğinden eteğinden rahatsız olmak
Aslında kadın özgürlüğüne sınır çizmektir
Devrimleri zedeleyecek icraatlar hoş görülemez
Bu kokuşmuş kafayla devlet yürümez diyordu.
Masanın başında oturan
Mustafa Kemal müdahale etti.
Esat Sagay
Esat Sagay
Harbiye'den öğretmeniydi.
Burada bulunmayan hocam
Burada bulunmayan hocam
Hakkında böyle konuşmanıza müsaade edemem
Onun da bulunduğu ortamda konuşursunuz dedi.
Reşit Galip öfkeyle kafa tuttu.
Biz karşılık beklemeden
Reşit Galip öfkeyle kafa tuttu.
Biz karşılık beklemeden
Ege dağlarında mücadele ettik
Yırtık gömlekle çalışıyoruz
Yırtık gömlekle çalışıyoruz
Siz bizi azarlıyorsunuz deyiverdi.
Sofra tel gibi gerilmişti.
Sofra tel gibi gerilmişti.
Babacan bir ses tonuyla karşılık verdi
Vakit hayli ilerledi
Vakit hayli ilerledi
Yoruldunuz sanırım
Buyrun istirahat edin diyerek
Kibarca sofradan kalkmasını istedi.
Ama
Kibarca sofradan kalkmasını istedi.
Ama
Reşit Galip geri adım atmadı
Aksine iyice diklendi.
Burası sizin sofranız değil
Milletin sofrası
Milletin işlerini görüşüyoruz
Burada oturmak
Burası sizin sofranız değil
Milletin sofrası
Milletin işlerini görüşüyoruz
Burada oturmak
Sizin kadar benim de hakkım dedi.
Ve maalesef
Ve maalesef
Ağzından daha ağır bir cümle çıktı…
Devrimleri korumak için
Sizden müsaade istemiyorum.
Hatayı yapan siz de olsanız
Hatayı yapan siz de olsanız
Yüzünüze konuşurum
Mesela Rose Noir'a
Mesela Rose Noir'a
Verdiğiniz kredi mektubu
Siz yazdınız diye hata olmaktan çıkmaz dedi!
Hava iyice buz kesmişti.
Siz yazdınız diye hata olmaktan çıkmaz dedi!
Hava iyice buz kesmişti.
Memleketin en güçlü insanı
Mustafa Kemal
Dünya demokrasi tarihine geçecek
Dünya demokrasi tarihine geçecek
Bir davranışta bulundu.
Öyleyse ben kalkayım dedi!
Kalktı, salondan çıktı.
Peşinden
Öyleyse ben kalkayım dedi!
Kalktı, salondan çıktı.
Peşinden
Diğer konuklar kalkıp gitti.
Reşit Galip sofrada yapayalnız kaldı.
Saat geceyarısını geçmişti
Reşit Galip sofrada yapayalnız kaldı.
Saat geceyarısını geçmişti
Pencere kenarında bir koltuğa oturdu
Sabah olmasını bekledi.
Mustafa Kemal uyandığında
Mustafa Kemal uyandığında
Reşit Galip gitmişti
Genel sekreter bilgi verdi
Sabaha kadar bekledi
Genel sekreter bilgi verdi
Sabaha kadar bekledi
Mahçubiyetini size iletmemizi istedi
Bir de Ankara'ya gidecek kadar borç istedi
25 lira verdik dedi.
Mustafa Kemal'in üzüntüsü yüzünden okunuyordu
Ankara'ya kadar gidecek adama
Mustafa Kemal'in üzüntüsü yüzünden okunuyordu
Ankara'ya kadar gidecek adama
25 lira mı verilir
Bari benim hesabımdan
Birkaç yüz lira verseydiniz
Cebinde Beş Parası Yok
Ama Karakterinden Taviz Vermiyor
Parası Yok Ama Cesareti Vardı
diye mırıldandı.
Bu tatsız hadise kulaktan kulağa yayıldı.
Ankara'ya dönen Reşit Galip
Her girdiği ortamda ağır eleştiriye uğruyordu
Ölçüyü kaçırdığı için suçlanıyordu.
Tatsızlığa elbette yine Mustafa Kemal son verdi.
Bir hafta kadar sonra
Tatsızlığa elbette yine Mustafa Kemal son verdi.
Bir hafta kadar sonra
Reşit Galip'i yine sofraya davet etti
Hemen yanındaki koltuğa oturttu
Her zamanki sıcaklığıyla
Hiçbir şey olmamış gibi sohbet etti.
Ve bir yıl sonra…
Ve bir yıl sonra…
Fikirlerini savunmak için karakterinden taviz vermeyen
Zoru görünce eğilip bükülmeyen
Kendisine bile kafa tutmaktan çekinmeyen
Bu mangal yürekli devrimciyi
Milli Eğitim Bakanı yaptı!
Andımız'ı…
İşte bu Reşit Galip yazdı.
Bakanlığı döneminde üniversite reformu yaptı
Medrese kalıntısı öğretim üyelerini tasfiye etti
Öğretmenlere genel bütçeden
Düzenli maaş ödenmesini sağladı
Anadolu Medeniyetleri Müzesi'ni hayata geçirdi
Maalesef zatürree oldu
Bakanlığı bırakmak zorunda kaldı.
Evine çekildi
Karyolasını kütüphanesine taşıttı.
Evine çekildi
Karyolasını kütüphanesine taşıttı.
Son nefesini verdi..
Topraktan önce
Topraktan önce
Adeta kitaplarına gömülmüştü.
Sadece beş lirası vardı.
Hekim, milletvekili, bakandı.
Sadece beş lira.
Hekim, milletvekili, bakandı.
Sadece beş lira.
Üç kızı vardı.
Ev kiraydı.
Eşi
Afet İnan'dan yardım istedi.
Başlarını sokacak bir ev alındı.
“Ne Mutlu Türküm Diyene”
“Yurdumu Milletimi
Özümden Çok Sevmek”
“Varlığım
Türk Varlığına Armağan Olsun”
Herhangi bir etnik kökeni dışlamaz.
Ne Mutlu Türküm Diyene
Bütünlüğü içinde
Anayasal haklarla vatana millete aidiyeti
Cumhuriyet ideallerini barındırır
Saygıyı, Sevgiyi İçselleştirir
Kalkınma hedefini simgeler.
Andımız'a yönelik husumetin
Andımız'a yönelik husumetin
Kinin, nefretin sebebi gayet açıktır…
Andımız okutulan milli eğitim sistemi
Andımız okutulan milli eğitim sistemi
Reşit Galipler gibi yurtsever
Özgür karakterli
Özgüvenli, mücadeleci,
Toplumcu, sorumluluk duygusuna sahip
İlerici, insan odaklı evlatlar yetiştirmeyi amaçlar.
Not:
Rose Noir konusu:
Reşit Galip'in Rose Noir konusundaki ithamı
Reşit Galip'in Rose Noir konusundaki ithamı
Bardağı taşıran damlaydı.
Çünkü…
Rose Noir
Çünkü…
Rose Noir
Beyoğlu'nda Beyaz Rus bir çiftin işlettiği gece kulübüydü
Mustafa Kemal'in uğramaktan hoşlandığı favori mekanlardan biriydi
Bir akşam mekanın sahipleri şikayetçi olmuşlar
İş Bankası'ndan kredi talep ettiklerini
Mustafa Kemal'in uğramaktan hoşlandığı favori mekanlardan biriydi
Bir akşam mekanın sahipleri şikayetçi olmuşlar
İş Bankası'ndan kredi talep ettiklerini
Ama kendileriyle ilgilenilmediğini anlatmışlardı
Mustafa Kemal de
Mustafa Kemal de
“İlgileniniz lütfen” diye bir not yazarak
İş Bankası genel müdürüne
İş Bankası genel müdürüne
İletmeleri için kendilerine vermişti.
Muammer Eriş, bu not üzerine
Rose Noir'in sahipleriyle görüşmüş
Finansal durumlarını incelemiş ve krediyi vermemişti!
Sonra da Dolmabahçe'ye gelerek
Bizzat Mustafa Kemal'e bilgi vermiş
Rose Noir'ın kredi alabilmeye uygun olmadığını
Yoksa Beyaz Rus olmalarından
Rose Noir'in sahipleriyle görüşmüş
Finansal durumlarını incelemiş ve krediyi vermemişti!
Sonra da Dolmabahçe'ye gelerek
Bizzat Mustafa Kemal'e bilgi vermiş
Rose Noir'ın kredi alabilmeye uygun olmadığını
Yoksa Beyaz Rus olmalarından
Kaynaklanan herhangi bir önyargı olmadığını anlatmış
Mustafa Kemal de
Mustafa Kemal de
İş Bankası'nı doğru kriterlerle yönettiği için
Kendisine teşekkür etmişti.
Yani…
Mustafa Kemal'in kredi mektubu vermesi
Bu mektup üzerine kredi verilmesi filan söz konusu değildi.
Zaten
Yani…
Mustafa Kemal'in kredi mektubu vermesi
Bu mektup üzerine kredi verilmesi filan söz konusu değildi.
Zaten
Kızkardeşine, eniştesine
En yakın arkadaşlarına bile
Asla torpil yapmayan
Mustafa Kemal'in herhangi birine
Ayrıcalık istemesi mümkün müydü?
★★★★★★★
ANDIMIZ
1933
Türk'üm, doğruyum, çalışkanım.
Yasam, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, budunumu özümden çok sevmektir.
Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir.
Varlığım Türk varlığına armağan olsun.
1972
1972
Türk'üm, doğruyum, çalışkanım.
Yasam, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.
Ülküm yükselmek, ileri gitmektir.
Varlığım Türk varlığına armağan olsun.
Ey bu günümüzü sağlayan
Ulu Atatürk: açtığın yolda,kurduğun ülküde, gösterdiğin amaçta hiç durmadan yürüyeceğime ant içerim.
Ne mutlu Türk'üm diyene.
1997
1997
Türk'üm, doğruyum, çalışkanım
İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.
Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.
Ey Büyük Atatürk!Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.
Varlığım Türk varlığına armağan olsun.
Ne mutlu Türk'üm diyene!

Türk olduğu için devrimci sayılmaması önerilen Kuvayeci
YanıtlaSil(Yozgat Halis Uluçınar)
Gericileri etnik döküntülerin saldırısına uğrayan Türk büyüğümüz.
YanıtlaSil(Almanya Mete Kılıç)
Coşkun kişiliğinden kaynaklanan hataları var olmakla beraber
YanıtlaSilGerçek bir aydınlanmacı ve devrimcidir.
(İzmir Sefa Durukan)
Devrim yapmak kumdan kale yapmaya benzemez.
YanıtlaSilYeri gelir kalp kırarsınız
Yeri gelir kelle alırsınız.
(Fransa Alptekin Erdoğan)
Memleketin bekası için daha Atatürk Samsun'a yeni çıkmışken
YanıtlaSilEge'de köylüleri örgütleyip
Milli mücadeleye katmış insandır kendisi.
(Aydın Cihan Erdem)
Atatürk gibi bir lidere
YanıtlaSil"Devrimi savunmak içini sizden izin isteyen yok" diye
Kafa tutmak "Kraldan Çok Kralcılık" değil
İlerici bir ülküye bağlanabilmektir.
(İzmir Batıkan Güney)
Türk düşmanı Arapçıların sevmediği vatansever.
YanıtlaSil(İngiltere Esra Kızıl)
Kemalizm'in özeti olan kişilerdendir
YanıtlaSil(Hollanda Duygu Lale)
Kendisi Türk ocakları 'nın kurucularından ve Andımızı yazarıdır.
YanıtlaSil(Ankara Hasan Düzgün)
Ozan'ın dediği gibi
YanıtlaSilVatan duvarına taş olmak gibi
Vatandaş olmak gibi.
(İstanbul Bekir Zarif)
Düşünsenize günümüz dünya liderlerinden hangisi
YanıtlaSilGenç bir idealistin
Toplum önündeki ateşli eleştirilerini dikkatle dinler
Nezaket uyarıları dışında eleştirilerine mani olmaz.
(Çanakkale Mehmet Göbüt)
Atatürk'ün milli eğitim bakanıydı.
YanıtlaSilHayalini kurduğu devrimler yapılıyordu.
Bu yüzden çok mutlu ve çok hevesliydi.
Andımız'ı o yazdı.
Milli kütüphane'yi o kurdu.
1933 üniversite reformu'nu o yaptı.
Nazi Almanya'sından kaçan profesörleri getirtti.
Tıp ve Mühendislik fakülteleri uçtu;
Mikrobiyoloji ile Zayıf akım kürsüleri kuruldu.
(Bursa Kemal Artı)
Almanya'dan getirtmeye çalıştığı bazı profesörlere şöyle bir mektup yazdı:
YanıtlaSil«Biz fakir bir ülkeyiz. Sizlere layık olduğunuz ücretleri veremiyoruz. Ancak Mustafa Kemal'in kurduğu genç Türkiye Cumhuriyeti'nde sizler yeni bir bilimsel uyanış açacaksınız. Burada doğacak yeni bilimin feyizli ışıkları bütün dünyayı aydınlatacaktır. Lütfen biliminizi ve yöntemlerinizi getirin, Gençlerimize bilginin yollarını gösterin.»
(İzmir Batıkan Güney)
Türk Devrimi'nin öncü isimlerindendir. laboratuvarlardan cephelere uzanan tıbbiyeli devrimci geleneğin büyük ismidir.
YanıtlaSil(Hollanda Mustafa Engin)
Bu bir bayrak yarışıdır.
YanıtlaSilMustafa Necati'ler
Hasan Ali Yücel'ler
Hep aynı yetişme telaşının
Mücadelenin kavganın aydınlarıdır.
Hiçbir menfaat
Çıkar düşünmeden
Organları iflas edene kadar çalıştılar.
Karamsarlığa düşmeye vakitleri yoktu.
Bu aydınlarımızın
(Eskişehir Gönül Uçum)
Atatürk'ün dediği üzere
YanıtlaSil"Yerinde duran, Geriye gidiyor demektir… İleri, Gaima İleri!"
(Bolu Korkut Demirel)
1919 yılı sonlarında "Köycüler Cemiyeti'"nin aktif bir üyesidir.
YanıtlaSilBu cemiyet, üye olmak isteyenlerden senet alır
Bu senette de niçin Köycü olmak istediklerini açıklamalarını istermiş.
Kendisi verdiği senette
"Hakiki milliyet cereyanının ancak bu yolda Semeredar olabileceğini" belirttikten sonra
Şunu ilave eder:
"Sekiz sene evvel Tolstoy'da okuduğum 'Saadet, sükûn ve refah köylerdedir, Yere batsın saraylar. Cümlesinin köylüye olan muhabbetime büyük tesiri olmuştur."
(Edirne Ufuk Sola)
Zeki Velidi Togan'ı eleştirmesi üzerine
YanıtlaSilDarülfünun'da asistan olan Nihal Atsız yedi arkadaşı ile birlikte
"Zeki Velidi'nin talebesi olmakla iftihar ederiz."
Şeklinde bir telgraf ile Reşid Galip'i protesto eder.
Tabi bu durum Atsız'ın Reşid Galib tarafından kara listeye alınmasına
Milli eğitim bakanı olduktan sonra Atsız'ın üniversitedeki asistanlığına
Bazı olaylar sonucunda son vermesine neden olmuştur.
(Aksaray Tuğrul Algın)
Cemal Grandanın Atatürk'ün uşağının gizli defteri adlı eserinden;
YanıtlaSil"Reşit Galip ile Atatürk arasında geçen oldukça ilginç bir tartışma vardır ki
Bir çokları tarafından yanlış bilinmektedir.
Sofrada geçen bu tartışmayı Yakup Kadri Karaosmanoğlu da bir yazısında yazmış
Sonunu da bilenler tamamlasın demişti.
Bilenlerden biri olarak üstadın bu makalesini tamamlamağa çalışacağım.
Atatürk asla kin tutmazdı.
Bir kimseye ne kadar kızarsa kızsın bir zaman sonra onu affeder, olanları unuturdu.
Bu yüzden çevresindekilerden bir çokları zaman zaman gözden düşer, sonra yeniden affedilir, eski yerlerini alırlardı.
İşte Dr. Reşit Galip te gözden düşüp, sonra itibara kavuşanlardandı.
Dolmabahçe Sarayı'nın harem kısmında (hususî daire) akşam sofrasını henüz kurmuştum.
Mevsimlerden yazdı.
Misafirler birer ikişer geldiler.
Yemek süresince herkes, her konuda konuştu.
Gece yarısına kadar süren toplantı sonunda reşit Galip'in ayağa kalktığını gördüm.
O zamanın millî eğitim bakanı Esat Hoca'yı kastederek:
— Yaşlı insanlara vekillik yaptırmamalı. memlekete fayda yerine zarar getiriyor. dedi.
bunun üzerine Atatürk:
Memlekette maarif vekili yok mu?
— Var ya... Esat hoca mükemmeldir.
deyince reşit galip hayır anlamında başını sallayarak:
— Çok iyi ama, çok ta ihtiyar. artık ondan geçmiştir. Bu memleketin maarif vekili o adam değildir dedi.
Bunun üzerine Atatürk'le Reşit Galip arasında şu tartışma geçti:
— yahu nasıl olur? bu adam beni okutmuştur, nasıl maarif vekili olamazmış.
— Değil seni okutmak, senin Allah ın okutsa yine bu adam maarif vekili olamaz.
O devirde dalkavukların yanında böyle medenî cesaret sahibi, sözünü sakınmaz cinsten kimseler de vardı.
Fakat bu derece ileri gideceği, bir hükümet üyesi hakkında bu derece sert konuşacağı kimsenin aklından bile geçmezdi. Atatürk tarifsiz şekilde kızmıştı.
Fakat duygularını belli etmeden, çok sakin şu emri verdi:
— Lütfen sofrayı terk ediniz!
— Burası sizin değil, milletin sofrasıdır. gerçi biz saraydayız ama, hocanız hace-i sultanî değildir. cumhuriyette serbesttir... diye başlayınca Atatürk yavaşça yerinden kalktı.
Kucağındaki peçeteyi masaya bıraktıktan sonra:
— Öyleyse müsaade ederseniz ben terk edeyim.
dedi ve salondan çıkıp gitti."
Tabi sonra ne oldu. işler tatlıya bağlanınca Esat efendinin yerine Reşit efendi milli eğitim bakanı oldu...
(İzmir Batıkan Güney)
1933'te, dönemin milli eğitim bakanı Dr. Reşit Galip'in
YanıtlaSilÜlkemizdeki üniversite reformu için gelmiş Alman bilim adamları ile
6 temmuz 1933'te yaptığı anlaşma üzerine söylediği şu sözler şahanedir.
“500 yıl önce İstanbul'u aldığımızda
Bizans’ın önde gelen bilim adamları ve sanatçıları ülkeyi terk ettiler.
Bunlardan birçoğu İtalya'ya gitti
Ve orada Rönesans’ı başlattı.
Şimdi Avrupa'nın aldıklarını bize geri vermesinin zamanı gelmiştir.
Vatanımıza yenilikleri getirmenizi
Böylelikle çağdaş düzene ayak uydurmamızı sağlamanızı
Ve yeni nesile çağdaş bilimde ilerleme yolunu göstermenizi umuyor
Milletçe teşekkür ve saygılarımızı sunuyoruz” (Hirsch, 2005).
(İzmir Batıkan Güney)
Milli Mücadele döneminde "Tavşanlı'da Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" Başkanlığı yapmıştır.
YanıtlaSilGazi Paşa'ya suikast gerçekleştirmek isteyen zanlıların yargılandığı
İzmir suikastı davasında görev alan istiklal mahkemesi üyelerinden biridir.
(Muğla Esat Gün)
Türk Devrim Tarihinin mihenk taşlarından arasındadır
YanıtlaSilGünümüze kadar ulus bilinci ile yetişen nesillerin oluşmasında katkısı büyük olmuştur.
(Kütahya Halis Karalar)
Öğrenci Andı'nın tekrar uygulamaya girmesiyle beraber
YanıtlaSilYeni neslin gönüllerine girecek olan adamdır.
(Çorlu Duran Keskin)
Türk devrimindeki üniversite reformunun baş mimarlarındandır.
YanıtlaSilAlmanya'da barınamayan çoğu Yahudi bilim adamlarının
Türkiye'ye gelmesine önayak olmuş
Onlara Türkiye cumhuriyeti tarafından korunacakları güvencesini vermiştir.
(Sakarya Halim Küçük)
Az zamanda çok iş yapan devrim hükümetlerinin
YanıtlaSilMilli eğitim bakanı olarak neferlerinden birisidir.
Öldüğünde cebinden sadece 5 lira çıkmıştır.
(Samsun Osman Feza)
Ülkesine davet ettiği bilim adamlarını
YanıtlaSilİkna etmek için onlara ortalama 500 lira maaş bağlanmasını sağlamıştır.
(Anamur Turan Demir)